Instapio Kurucusu Sena Zorlu: “Başarılı girişimin sırrı hem büyük resmi görüp doğru stratejiler benimserken, aynı zamanda hedefe yoğunlaşarak günlük operasyonları en iyi şekilde yürütmekten geçiyor…”

Her Silikon Vadisi ziyaretimde mutlaka görüştüğüm, danıştığım, birlikte ortak projeler gerçekleştirdiğimiz Sena Zorlu, Türk girişim ekosistemi ile Silikon Vadisi arasındaki köprü görevini en iyi yerine getiren kişilerin başında geliyor. Sena ayrıca işlerini Silikon Vadisi’ne taşımak isteyen şirketlere de deneyimleri doğrultusunda destek olmakta. Teknolojisi ile kendini ispatlamış, fark yaratarak Vadi’de kendine yer edinmiş, 1 yıl içerisinde 8 farklı ülkede kullanıma sunularak başarısını ispat etmiş bir teknoloji şirketi olan Instapio’yu ve kurucularından biri olan Sena’yı bu röportaj ile daha yakından tanıyacaksınız ve genel bakış açınızı değiştirmenize, bazı konuları tekrar düşünmenize yönelik çok önemli bilgiler edineceksiniz.

Ergi: Seni biraz tanıyabilir miyiz? Silikon Vadisi’ni ziyaret eden pek çok Türk yöneticinin ya da şirketinin danıştığı kişilerin başında geliyorsun. Eğitiminden, çalışma hayatından ve Instapio’ya uzanan hikayenden kısaca bahsedebilir misin?

Sena: 1982 izmir doğumluyum. İzmir Amerikan Lisesi’nden sonra, Brown University’ye devam ettim. Birkaç sene Amerika’da uluslararası örgütlerde çalıştıktan sonra Türkiye’de proje finansmanı konusundaki ihtiyacı gördüğüm için geri döndüm. 24 yaşımdan beri kendi işimi yapıyorum. Kurumsal dünyaya hep mesafeliydim, müşterilerimle birlikte tanıdım. 8 yıl danışmanlık ve turizm sektörlerinde kendi işimi yürüttüm. 2012’de hem kendimi geliştirmek hem de kurumsal dünyayı daha yakından tanımak için Koç Üniversitesi’nde Executive MBA yaptım. 2014’ten itibaren de Instapio’nun kurucusu olarak çalışıyorum.

Ergi: Neden kariyerine Silikon Vadisi’nde bir start-up da devam etmeyi tercih ettin?

Sena: Bir startup’ın ölçeklenerek büyümesi ve yepyeni pazarlar yaratması beni çok heyecanlandırıyor. Danışmanlık sektöründe kurumların varolan sorunlarını en doğru metodlarla çözmeye çalışırsın. Startup’ın bilinmezliği deneyim, kıvrak zeka ile yaratıcılığı bir araya getirmeyi gerektiriyor. Silikon Vadisi, teknoloji üreten bir şirket olduğumuz için doğal bir seçim oldu. Ortağımın hayatının uzun bir süresini California’da geçirmiş olması işimizi kolaylaştırdı. İlk bir yıl teknoloji geliştirmek ve test etmekle geçti, bu süreci Türkiye’de geçirdik. Testlerimiz başarıya ulaştıktan sonra teknolojinin global pazarda adaptasyonunu sağlamak için şirketi Silikon Vadisi’ne taşıdık.

Ergi: In-door navigation, konum tabanlı servisler, analitik oldukça püpüler kavramlar, ancak bunlara yönelik olarak da sürekli “fad”ler görmekteyiz. Instapio’da geliştirdiğiniz teknolojinin uygulama alanları ve diğer rakiplerine kıyasla farklarını, öne çıkan noktalarını paylaşabilir misin?

Sena: Instapio çok büyük bir pazarın içinde olan bir girişim. Nesnelerin İnterneti (Internet of Things – IoT) tabanlı analitik çözümler pazarı 146 milyar dolar büyüklüğünde, sadece perakende tabanlı analitik hizmetler pazarı 10 milyar dolar büyüklüğünde. Bu kadar talebin oluştuğu bir pazarın çok kalabalık olması kaçınılmaz. Biz bu büyük pazar için teknoloji üreticisi konumunda bir platform olarak çalışıyoruz. Bu pazara girmek isteyen firmalar için yazılım bilgisi veya teknoloji yatırımı gerektirmeden birkaç gün içinde ürünleşebilen çözümler sunuyoruz. Pazarlarına hakim, farklı sektörlerde uzmanlaşmış firmalar da teknolojimizden faydalanıp katma değerli hizmetler sunuyorlar.

Konum tabanlı servisler, mobil uygulamalar, navigasyon teknolojileri mobil cihaz kullanıcıları tarafından tetiklenen teknolojiler. Kişilerin aktif olarak bir arayış içinde olmasını gerektiriyor. Bu sebepten dolayı adaptasyonu düşük kalıyor, birkaç start-up dışında yapılan yatırımlara ve harcanan zamana çoğunlukla değmeyen girişimler oluşabiliyor. Instapio’nun teknolojisinin en büyük farkı ağ tabanlı olması. Bu yüzden data toplama mekanizmamız tamamen pasif, cihaz sahibinin herhangi bir aksiyon almasına gerek yok. Aynı zamanda teknolojimizi kendimize saklamıyoruz. Açık API’larımız sayesinde partnerlikler kurup sektörün lider ekosistemi olmak üzere çalışıyoruz. Teknolojimiz 1 yıl içinde 8 ülkede kullanılmaya başlandı. Partnerlerimiz coğrafyalarında ivme kazanırken biz de piyasanın ihtiyaç duyduğu uygulanabilir teknolojileri geliştirmekle uğraşıyoruz.

Ergi: Instapio’ya yönelik hayaliniz nedir? Sonrası için başka neler var aklında?

Sena: Instapio’nun dünyanın birçok köşesinde data toplayan ve işleyen dev bir data merkezi olması en büyük hayalim. Kurduğumuz partnerlikler aynı zamanda bir ekosistem oluşturuyor. İleride bu ekosistemin paydaşlarının birbirine pazar üretebilmesi hayallerim arasında. Instapio’dan sonra ne olur kısmını düşünmek için pek vaktim olmadı. Önce bir hafta sonu tatili yapardım herhalde.

Ergi: Başarılı girişimin sırrı ne, neleri yapmak, nasıl bir yönetim sergilemek gerekiyor?

Sena: Başarılı girişimin sırrı aynı anda hem büyük resmi görüp doğru stratejiler benimserken, aynı zamanda hedefe yoğunlaşarak günlük operasyonları en iyi şekilde yürütmek. Büyük resmi göremezseniz varolan sistemleri yıkamazsınız. Günlük operasyonlarınızı mükemmel yürütemezseniz kontrolü kaybedersiniz. İkisini bir arada yapabilen çok fazla insan yok. Aynı zamanda çok metanetli olmanız gerekiyor. Hızlı değişen ve acımasız bir piyasanın içinde her an güçlü durarak devamlı büyüme performansı göstermeniz gerekiyor. İnsan psikolojisinin kolay kaldıracağı bir beklenti değil bu. Ne iş yaptığınız bir yana karakteristik özellikleriniz girişiminizin başarılı olup olmayacağı konusunda çok şey söylüyor.

Ergi: Vadi’deki son teknoloji trendleri neler? Bu aralar, hangi alanlar yatırım anlamında öne çıkıyor? “Disruption”ın nereden geleceğini beklemek gerek?

Sena: Bugün vadide teknoloji dediğimizde bilişim teknolojilerinin ötesinde çeşitliliğin gitgide arttığını görüyoruz. Özellikle sağlık, çevre, tarım, ilaç, enerji, eğitim gibi alanlarda teknolojinin geleneksel endüstrileri tamamen değiştirebileceğini görüyoruz. Bu elbette yatırımcıların ilgisini çekiyor. Bu yatırımlar çoğunlukla hayal gücü yüksek ve sonuç görmek için çok fazla finansman ve zaman gereken projeler. Özellikle sağlık alanında 50 milyon dolarlık “Series A” yatırımlar görüyoruz. Bilişim dünyasında Nesnelerin Interneti, bilişim altyapıları, kurumsal yazılımlar ve güvenlik dikkat çekmeye devam eden konular. Robotik, artırılmış gerçeklik, yapay zeka gibi alanlarda gerek teknoloji altyapıları gerek uygulamalara yatırımlar görüyoruz. Özellikle bu alanlarda ticarileşme gösterebilen uygulamalara ilgi çok yüksek.

Ergi: Türk girişimci ekosistemini nasıl buluyorsun? Silikon Vadisi ile kıyasladığında özellikle yanlışlar, düzeltilmesi gereken konular neler? Ekosistem, ordan bakınca komik geliyor mu?

Sena: Türkiye’de girişimcilik şimdilik kısıtlı bir ekosistem içinde büyümeye çalışıyor. Girişimcilere sorduğunuzda yatırımcı olmadığı için ekosistem büyümüyor, yatırımcıya sorduğunuzda yatırım yapılabilecek girişimci bulamadıkları için yatırım yapmıyorlar. Girişimcisiyle, yatırımcısıyla, paydaşlarıyla ekosistemi geliştirmek gerekiyor. Bu alanda çalışan hızlandırıcı programları köprü oluşturmak üzere önemli bir rol oynuyor. Türk Telekom gibi firmaların yaptığı gibi daha fazla kurumsal hızlandırıcı programların oluşturulmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemi çok yerel, büyümek için global bir oyuncu olmamız gerekiyor. İsrail, Hindistan, Danimarka, İsveç gibi ülkelerin global startup’lar çıkartabilmesinde girişimcilerin global vizyonunun etkisi çok büyük. Bu sadece yabancı dil bilgisiyle olmuyor, global düşünmek ve görmek gerekiyor. Bu vizyonun eksikliğinde de global start-up’ların Türk versiyonlarını yapabiliyoruz. Regulasyon veya kültürel farklılıkların olduğu sektörlerde bu model çok değerli (Örneğin: iyzico, Bitaksi, Paraşüt, Peak Games). Fakat daha fazla global oyuncu çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak da Türkiye’deki birçok girişimin gelir büyüme odaklı olmadığını görüyorum. Finansman kaynağı olarak devlet fonlarının gereğinden fazla önemsendiğini düşünüyorum. Bir girişim müşteriden para kazanmaktan çok devletten fon almaya vakit ayırıyorsa yapısal bir sorun olduğunu hissediyorum. Girişimler çözüm odaklı olmaktan çok ürün odaklı olmaya başlıyor. Bunu özellikle yatırım sunumlarında görüyorum. İş modeli ve gelir kaynakları çok fazla düşünülmemiş ama ürünü anlatan 10 tane slide konmuş. Yatırımcılar, özellikle erken girişimlerde ürüne veya fikre yatırım yapmıyorlar, girişimciye yatırım yapıyorlar. Ürün odaklı çalışmak erken girişimler için büyük risk çünkü ürüne ne kadar sahiplenilirse piyasa koşulları doğrultusunda esnek davranmak o kadar zor oluyor.

Bahsettiğim birçok konunun zamanla gelişeceğine eminim. Girişimler nasıl erken aşamada esnek olup değişkenlik gösteriyorsa ekosistemlerin de benzer davranacağına inanıyorum.

Ergi: Girişimci olmak isteyen ya da şirketini Silikon Vadisi’ne taşımak isteyen kişilere tavsiyelerin neler?

Sena: Girişimci olmak isteyenlere tavsiyem havalı olmak için veya çok para kazanmak için girişimci olmayın. Girişimcilikten para kazanan yüzde tahmin ettiğinizden daha düşük. Birşeyleri gerçekten değiştirmek için girişimci olun. Silikon Vadisi’ne taşınmak isteyenler için tavsiyem neden buraya gelmek istediğinizi iyi tahlil edin. Eğer müşterileriniz ağırlıklı Türkiye veya çevre ülkelerdeyse vadiye taşınmak sizi müşterilerinizden ciddi şekilde uzaklaştıracaktır. Özellikle saat farkı yüzünden toplantı yapmak bile gerçekten çok zor. Girişiminiz Amerika veya global pazara yönetlikse buraya gelmenizde fayda var. Silikon Vadisi’nin en değerli kaynağı insan. Dünya’nın neredeyse bütün büyük şirketlerinin burada bölge ofisleri var, işinde en iyi insanlara ulaşma şansınız var. Eğer Amerikan pazarına veya dünyaya satış yapmayacaksanız San Francisco ve Vadi yaşamak için çok pahalı ve dünyanın her yerinden çok uzakta.