İklim değişikliği, kentleşme, küreselleşme ve demografik değişim geleceğimizi belirleyen mega trendler arasında yer alıyor. Kaynak tüketimini azaltarak insanlara daha etkin ve aktif bir yaşam alanı sunan akıllı şehirler gün geçtikçe insan hayatında daha çok önem kazanıyor. Akıllı şehirler, bir hayal değil ve pek çok şehirde zaten başlamış bir dönüşüm ve iyileşme süreci. Bu dönüşümün de en önemli ayağı akıllı ulaşım sistemleri. Peki akıllı ulaşım sistemleri şu an hem dünyada hem de ülkemizde ne durumda?

 

Ulaşım ve teknolojinin bütünleşmesi sayesinde hayatımız önemli ölçüde kolaylaşıyor. Türkiye’de toplu ulaşım sistemlerine yönelik teknolojilerde son yıllarda önemli gelişmeler oluyor. Teknolojiyle birlikte ulaşım süreleri giderek kısalıyor, yolcuların güvenliği geçmişe kıyasla oldukça iyi bir konuma yükseltilebiliyor, çevreyle uyumlu ve çevre dostu ulaşım sistemleri geliştirilebiliyor ayrıca ulaşımda alternatiflerin çoğalması sağlanıyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ulaşım sektörüne adapte edilmesi sonucu ortaya çıkan akıllı ulaşım sistemleri (AUS) uygulamalarının dünyada bu uygulamalarla paralel bir gelişme seyri izlediği görülüyor. AUS, telekomünikasyon, elektronik ve bilgisayar teknolojilerini ulaşım sektörüyle entegre ediyor. Bugün gelişen teknoloji, hızlı mobilite ile ulaşım sektöründe de pek çok yenilik gündeme geliyor. Uydularla konum belirleme, kablosuz ağlar, mobil iletişim araçları, kapalı devre televizyon, radyo frekans tanımlama teknolojisi, yakın alan iletişim (NFC), algılama teknolojileri, araç sensörleri, yol sensörleri, çevre algılama sistemleri bunlar arasında yer alıyor. Bugün NFC telefonlarla ulaşımda ödeme döneminin başlaması, araç içi kamera sistemleriyle yolcu ve trafik güvenliğinin elde edilerek kazaların önlenmesi adına teknolojinin kullandığının birer göstergesi. Akıllı ulaşım sistemleri uygulamaları vasıtasıyla farklı ulaşım türleri arasında koordinasyon sağlanarak ideal trafik şartları oluşturulabiliyor, yolcu ve yük hareketleri ile ilgili hizmetlerin etkinliği ve hızı artırılabiliyor. Yolcuların beklentisinin artmasıyla birlikte, daha kontrol edilebilir, hızlı, güvenli ve konforlu bir ulaşımın sağlanması gerekli hale geliyor. Bugün, akıllı şehirler ve akıllı ulaşım birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak kabul edilmeli. Akıllı ulaşım sistemlerinin sayesinde artık şehirlere bakış açısı da değişiyor.  Bugün bir şehir ne kadar teknolojiyi ve mobiliteyi kendi yapısına uyarlarsa o kadar etkin ve verimli şekilde şehir yaşamındaki insanlara fayda sağlayabiliyor.

 

Akıllı Ulaşım Sistemleri ile Trafik Denetimi Kolaylaşıyor

İstanbul gibi metropollerde artan nüfus yoğunluğuna bağlı olarak trafik, içinden çıkılmaz bir karmaşaya dönüşüyor. Akıllı ulaşım sistemleri ile trafik yoğunluğuna göre doğru sistemlerin yapılandırılması sürücü, yolcu ve trafik sistemlerine önemli faydalar sunuyor. Trafiğin yoğun olduğu yerlerde akıllı ulaşım sistemleri trafiğin gözlemlenmesi, trafiğe ilişkin verinin toplanması, bu verinin değerlendirilmesi ve değerlendirilen verinin çeşitli platformlardan sunulmasını böylece trafiğin yönetilmesi ve denetlenmesini sağlıyor. Ulaşım altyapısında sürekli yaygınlaşan güvenli, konforlu, hızlı ulaşım talebini karşılamak için teknolojideki yenilikleri ulaşım sektörüne adapte etmek altyapı, araç ve insan koordinasyonunu sağlarken, yolculara kaliteli hizmet sunulmasına imkan tanıyor. Akıllı ulaşım sistemleri trafiğin algılanmasını ve yönetilmesini kayda değer oranda kolaylaştırıp kural ihlallerini de önemli ölçülerde azaltabiliyor. Bu uygulamalar sayesinde düzenli ve güvenli bir trafik düzeni elde ediliyor, kazalar ve trafik sıkışıklığının önüne önemli ölçüde geçilebiliyor. Akıllı ulaşım sistemleri ile bugün teknolojinin her türlü avantajlarından yararlanan yolcular için hızlı yaşam koşullarında daha planlı, dakik, hızlı ve efektif ulaşım ile yolcu memnuniyeti sağlamak en büyük amaçlardan biri haline geliyor. Özellikle şehirleşme, mobil dünyanın her geçen gün hızla artan teknolojisi, hızlı kentleşmenin getirdiği farklılıklar yolcular için ulaşımda akıllı yolcu bilgilendirme sistemlerinin olmasını gerekli kılıyor. Yolcuların hızlı, dakik, ekonomik, kaliteli ve güvenli bir yolculuk sayesinde toplu ulaşım araçlarından elde ettiği hizmet ile hayatı kolaylaşıyor. Mobil telefonları gerçek zamanlı yolcu bilgilendirme hizmetlerinden yararlanan yolcular, yolculuklarını önceden planladıkları için özel araç kullanımına ihtiyaç duymuyor. Toplu ulaşım araçlarını kullanarak ekonomik olarak bütçelerine katkı sağlarken, çevreye salınacak olan zehirli karbondioksit gazlarının aza indirilmesine katkıda bulunuyorlar. Uzun dönemde çevreye, şehir ekonomisine çok büyük kazanımlar sağlanıyor.

 

Akıllı Ulaşım Sistemlerinde Fark 2023’te Kapanacak mı?

Kentleşme ve küreselleşme, iklim değişikliği ve demografik değişim geleceğimizi belirleyen mega trendler arasında bulunuyor. 2030 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 60’tan fazlası büyük şehirlerde yaşayacağı için bu nüfusun trafiğini karşılayabilecek ulaşım sistemlerine ihtiyaç duyuluyor. 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun dokuz milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünyanın sürekli artan nüfusunun yüzde 60’lık kesiminin, kent ve şehirlerde yaşayacağı ve çalışacağı ifade ediliyor. Uzmanlar, 2050 yılı itibarıyla söz konusu oranın yüzde 80’e ulaşacağını, buna ek olarak nüfusun 9 milyara çıkması sonucunda taleplerin de artacağını tahmin ediyor. Kentleşmenin hızlanmasıyla önem kazanan banliyö olgusu, kent içi mobilite talebinin ivmeli yükselişini doğuruyor, bu da cazibe merkezi haline gelen her kentin trafik keşmekeşiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. İngiltere ve İsveç gibi gelişimini tamamlamış endüstriyel ülkelerin kentleşme oranlarının da hala arttığı ve Türkiye’nin kentleşme oranının halihazırda bu ülkelere oranla düşük olduğu ve bu oranın ülkemiz özelinde uzun süre artmaya devam edeceği öngörülüyor. Motorlu taşıtların Türkiye genelinde  artışı, iş alanları ile konut alanlarının ayrışmaya başlaması şehirleşme olgusunu daha da ön plana çıkarıyor. Tüm bunlar şehirleşme oranını artırırken buna paralel olarak teknolojinin ve mobilitenin kullanımı da artmaya devam ediyor. Sayıları giderek artan mega şehirler, sadece enerji, su ve gıda tedariki değil, aynı zamanda trafik yönetimi açısından da ciddi zorluklara neden oluyor. Kentleşmenin yanı sıra iklim değişikliği ve geleceğin demografik gelişmeleri de kilit konular arasında yer alıyor. İşte bu nedenle, başta mobilite olmak üzere birçok alanda son derece sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç olduğu ortada. İster yerel isterse uzun mesafe ulaşımda kullanılsın, akıllı ulaşım sistemleri bu anlamda ciddi avantajlar sağlayarak hem bugün hem de yarın için çözüm oluyor. Akıllı ulaşım sistemleri dünya çapında sürdürülebilirlik çerçevesinde hızla gelişirken; özellikle bu konuda 50-60 yıllık geçmişi olan ABD, Avrupa ülkeleri, Avustralya, Güney Kore, Japonya, Kanada ve Singapur gibi ülkelerin akıllı ulaşım sistemlerinde oldukça ilerlediği görülüyor. Bununla birlikte Brezilya, Çin, Tayland ve Tayvan gibi ülkelerde ise önemli gelişmeler ve yaygınlaşma kaydediliyor. Akıllı ulaşım sistemleri konusunda Türkiye henüz Avrupa’nın çizgisini yakalayamadı ancak bu farkın 2023 yılına kadar kapatılması hedefleniyor. Ülkemizde akıllı ulaşım sistemlerine yapılan yatırımlarda ciddi bir artış var ve bu artışın önümüzdeki dönemde devam edeceği öngörülüyor. Toplu ulaşımda teknoloji kullanımı konusunda İstanbul’un aslında oldukça iyi bir noktada olunduğu söylenebilir. Ancak Türkiye genelindeki akıllı ulaşım teknolojilerinin yeterli düzeyde olmadığı görülüyor. Bu noktada tüm şehirlerin ulaşım teknolojileri alt yapısına daha fazla yatırım ve kaynak ayırması gerekliliği ortada. Bu alanda yetişmiş iş gücü ihtiyacına yönelik de bazı stratejiler geliştirilmesi gerekiyor.

 

  • Tüm dünyada kullanılan UBER uygulaması ile, daha hızlı, kaliteli ve her yerden ulaşılabilen bir taşıma hizmeti sağlanıyor.

 

  • İspanya’nın 2013 yılında başlattığı bisiklet paylaşım sistemi sayesinde her yıl 2,5 milyon Euro tasarruf sağlandığı tahmin ediliyor. Ayrıca bu sistem sayesinde ölümlü kazaların sayısında önemli bir azalma görülmüş.

 

  • İngiltere’de sürücüsüz araç çalışmaları hızlı bir şekilde devam ediyor.

 

  • Fransa, Sürücüsüz Araç Eylem Planı ile otomotiv sanayisini araç otomasyonunda lider yapmayı amaçlıyor. Ayrıca Lyon’daki büyük nehir, araçların sürekli köprüleri kullanarak geçtiği bir yol konumunda. Optimizasyon ile buradaki araçların oldukları yerde bütün işler tamamlanarak, sadece çok gerekli olduğu zamanlarda köprüyü geçmeleri sağlandı.

 

  • Kanada; AUS konusunda  yenilikçi  bir  karaktere  sahip  olduğundan  deneysel  ve deneyimsel  anlamda  önemli  eylemleri  ortaya  koyan ülke.  Dünyada  ilk  bilgisayar kontrollü trafik sinyal sistemi 1959 yılında Kanada’nın Toronto şehrinde uygulandı. 1999 yılında uygulanmaya başlanan tam elektronik otoyol ücret sistemi de dünyadaki ilk uygulamalardan.

 

  • Avustralya, AUS konusunda, trafik sinyalleri, rampa ölçümleri ve otoyolların yönetimi gibi çözümleri uzun süredir kullanıyor. AUS, Avustralya’daki ulaşım ağları konusunda var olan ve orta vadede artması beklenen trafik tıkanıklığından kaynaklı bir dizi önemli sorunun çözümünde  büyük potansiyele sahip.

 

  • Expressway Görüntüleme ve Bilgilendirme  Sistemi,  otoban  boyunca trafiği  izleyip  ve  trafik  kazalarında  sürücüleri  uyarma,  i-Transport,  trafik  sinyali kontrolü, trafik izleme, olay yönetimi, tünel ve otoyol izleme ile gerçek zamanlı trafik danışmanlık bilgisi, Green Man uygulaması, yaşlı ve engelli yayalara yol geçiş süresi, e-TrafficScan, GPS takılı taksiler aracılığıyla trafik koşulları hakkında sürücülere bilgi verme ve hız gösterge tabelaları gibi uygulamaları hayata geçiren Singapur, akıllı ulaşım sistemine yaptığı yatırımlarla öne çıkan ülkelerin başında geliyor. Her gün 4.5 milyon kişinin otobüs ve trene bindiği Singapur, daha rahat ulaşım ve daha fazla ulaşım tercihleri yaratarak toplu taşımacılığı bir yaşam tarzı olarak benimsemelerini sağlamaya çalışıyor. Bu sistemde bir yolcu, tek bir akıllı kart ile tüm taşıma araçlarını kullanabiliyor, park ve sıkışıklık ücretlerini ödeyebiliyor ve hatta küçük alışverişler bile yapabiliyor.

 

  • İtalya’da demiryollarında kullanılan sistem ile daha tren gelmeden, trenin hangi vagonlarının boş olduğu orada bekleyen yolculara bildiriliyor. Böylelikle insanlar zaten dolu olan vagonun önünde beklemek yerine boş olan yerlere geçip rahat rahat oturabiliyor. Bu aynı zamanda trenin boşalma süresinin kısaltılması nedeniyle trenin çok daha hızlı biçimde yolcularını alarak hareket etmesini de sağlıyor, gecikmeleri önlüyor.

 

  • New York’ta sadece akıllı ulaşım çözümünün ötesinde, şehrin güvenliğine de ciddi etkiler sağlayan çözümler sunuluyor. Trafik kameralarını kullanarak hırsızlık veya arabaların camını kırıp hırsızlık yapan kişiler tespit edildi.

 

Peki akıllı ulaşım sistemlerinde teknoloji firmalarının üstlendiği rol ve sundukları çözümler neler? Bu da başka bir yazının konusu :)