Sade Grup, çeşitli alanlarda yazılım ve donanım çözümleri sunmasının yanısıra Sade.IO adlı platformuyla Nesnelerin İnterneti alanında da hizmet veren yerli bir şirket. Kısa sürede büyük bir başarıya imza atan ve uluslararası bir şirket konumuna gelen Sade Grup ile SadeIO platformu, şirketin gelecek planları ve nesnelerin interneti üzerine konuştuk.

– Sade Grup’u ve ekibi kısaca tanıtabilir misiniz?

Sade Grup 2007 yılında Sade Ar-Ge şirketi ile başlayıp bugün ikisi yurtdışında (Barselona/İspanya, Amsterdam/Hollanda) olmak üzere toplam altı şirketten oluşan bir şirketler topluluğudur. Sade Grup iki yolla büyüyor. Birincisi; Sade Ar-Ge’nin hemen her yıl dikey pazarda büyüme potansiyeli olan en az bir projesini önce ürün sonra şirket haline getirip spinoff tarzı büyüme. İkincisi; teknoloji desteği verdiği veya kendi ekosistemi içerisinde gelecek vaadettiğine inandığı şirketleri bünyesine katarak büyüme. Bu sisteme verebileceğimiz en son örnek Airket (airket.com). Bir cloud storage platformu ve bilinen örneklerinden farkı, tek bir platformda tüm detayları ile kişisel, ailevi, ticari ve IoT’ye yönelik ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor olması. Çekirdek ekip kuruculardan oluşuyor; Olcay Taysı, Mehmet İlem ve Hasan Hüseyin Erkan. Ancak tüm bu işlerin arkasında 60 kişilik kocaman bir ekip bulunuyor.

– Sade.IO nedir? Sade.IO çatısı altında ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Sade.IO; Sade Grup bünyesinde, bugüne kadar ki deneyimlerin harmanlanarak geliştirilen IoT dünyasına yönelik modüler ürün ailesinin markasıdır. BLE 4.0 temelli, tamamı kablosuz olarak tasarlanan bu ürün ailesi ile hiçbir özel beceriye gerek kalmadan dilediğiniz IoT çözümünü geliştirebilirsiniz. Ürün ailesi 4 temel elementten oluşuyor:

  • Sensörler (şu an 60 ayrı çeşit)
  • Gatewayler (WiFi, GSM, Ethernet, InCar, Smart Phone, SigFox)
  • Triggerlar
  • Platform

İhtiyacınız olan sensörleri, tercih ettiğiniz bağlantı türüne göre gatewayleri, ihtiyaç varsa triggerlarınızı seçip dilediğiniz platformda çalışabilecek profesyonel bir IoT projesini birkaç dakika içerisinde çalışır hale getirebilirsiniz. Sade.IO özellikle yurtdışında o kadar başarılı oldu ki; daha önce şirketlerimizin projelerinden spinoff’lar yaratırken şu ara Sade.IO ürün ailesinden spinoff’lar yaratmaya başladık ve tüm dünyada yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyoruz bu anlamda. Bunlardan ilki; otopark lotlarının elektronik ortamda yönetilmesini sağlayan Parksens (parksens.net) ki, dünyadaki ilk BLE 4.0 + GSM entegrasyonu ile çalışan sistemdir. Diğeri anlık müşteri memnuniyet ölçümlemesi yapan Anketchi (anketchi.com) sistemi. Bir diğeri; hastaneler, havaalanları, üniversiteler gibi çok geniş alanlarda varlık ve personel izleme ve yönetim sistemi olan Faciliteye (faciliteye.com). 2016 yılında sadece bu ürün ailesinden en az iki tane daha spinoff hazırlığı içerisindeyiz, onları da sonraya bırakalım.

– Nesnelerin İnterneti sektörünün Türkiye’deki geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu pazarda şu an ülkemizi diğer ülkelerle kıyasladığınızda, nasıl konumlandırıyorsunuz?

Türkiye’de IoT açısından çok umutsuz olmamakla birlikte çok hızlı yol alan bir trene henüz binilemediğini ama el sallama modunda da olmadığımızı söyleyebilirim. Her zamanki gibi ülkemiz açısından şanssız bir dönem içerisindeyiz. Geçtiğimiz iki yılda, diğer ülkelerde IoT alanında inanılmaz hızlı sıçramalar yaşanırken biz iç politika çalkantıları ile vakit kaybettik. Umarım yeni dönemde sular durulur, bu alana hem devlet politikası olarak hem özel sektörden yatırımlar yapılır da sözünü ettiğim trenin arkasından bakıp kalmayız. Özellikle Amerika ve Avrupa bu konuda çok hızlı ve agresif ilerliyor. Bizim toplam operasyonlarımızın büyük kısmını yurtdışı oluşturduğu için aradaki farkı çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Hemen daha iyi anlaşılabilmesi için örnekleyelim: Bundan iki yıl önce Türkiye’ye getirmek üzere tüm haklarını satın aldığımız alternatif IoT network altyapısı için biz halen yatırımcı bulamamışken Avrupa’da ki hemen her ülke bu altyapıya geçti ve şimdiden milyonlarca “şeyi” bu altyapı ile internete bağladı. Samsung son bir yıldır ürettiği tüm beyaz eşyalarda bu altyapıyı kullanarak “internet ready” olarak üretiyor fakat ne yazık ki Türkiye’de bu altyapı henüz yok.

– Nesnelerin İnterneti’yle ilgili ciddi güvenlik endişeleri var. Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler?

Yeni ve dijital olan herşeyde ne kadar güvenlik açığı varsa IoT’de de o kadar güvenlik açığı var. Bu işin özellikle ABD medyası tarafından yeni bir pazarı önce yaratmak sonra da geliştirmek için pompalandığını düşünüyorum. Ticari olarak baktığımda da tabii ki güvenlik açıkları olacaktır ki buradan yeni bir pazar, yeni bir kanal, yeni ürünler ve yeni fırsatlar doğsun.

– Nesnelerin İnterneti teknolojisinin en büyük farkı hangi alanda yaratacağını düşünüyorsunuz?

Tek bir alanda şu farkı yaratacaktır demek çok doğru olmaz aslında. Çünkü hemen her sektörde inanılmaz ve baş döndürücü hızla bir şeyler geliştiriliyor. Sağlıktan, otomotive, evlerimizden, tarıma herşeyin son hızla internete bağlandığını görüyoruz. Benim kişisel görüşüm, bu gelişimin endüstride fark yaratacağı yönünde. IoT bu hızla kullanıma devam ettiği takdirde yeni bir endüstri devriminin başlangıcı olacaktır. Almanya’nın; endüstriyel IoT’yi bir devlet politikası olarak benimsesi ve teşvik etmesi bir tesadüf değildir. Bu yüzdendir ki bu yeni akımın adını da “Industry 4.0” olarak Alman Hükümeti koymuştur.

– Şirket olarak gelecek planlarınız arasında neler var?

Her zaman geleceği planlayarak ilerledik ve bu şekilde ilerlemeye de devam edeceğiz. 2020 yılında 50 milyar internete bağlı cihaz olacağı öngörüsünden hareketle şu an Sade Grup bünyesinde bulunan 1,2 milyon bağlı cihazın adedini arttırmaya yönelik planlarımızı hızlı bir şekilde devreye alarak bu pastadan hem bizim hem ülkemizin hakettiği payı almasını sağlamak şu anki en büyük hedefimiz.

– Bir donanım çıkarma fikriniz var mı?

2016 yılında yeni birkaç donanım fikrimiz var elbette, hatta prototip aşamasına gelmiş olanlar da var. Bu yıl içerisine yetiştirmeyi planladığımız ve büyük bir aksilik olmazsa yılın son haftası ilk ürünü kullanıma sunacağımız büyük bir sürprizimiz var. Nasip olursa o ürünün de ilk duyurusunu belki sizler aracılığı ile yaparız. Ayrıca 2016’nın ikinci çeyreğine yetiştirmeye çalıştığımız özel öğretime muhtaç çocukların eğitimine yönelik, dünyada bir başka örneği olmayan bir ürün grubunu da bir sosyal sorumluluk projesi olarak önce Türkiye’de piyasaya sunacağız.