Teknolojik gelişmeler bu kadar ilerlemişken insanlık hala çevre felaketleri karşısında geriden gelmeye devam ediyor. Son günlerde yaşadığımız İstanbul depremiyle bu yetersizlik yeniden ortaya çıktı. Bilim insanları ve teknoloji sektörü, yaşanacak doğal afetleri öngörebilen çeşitli sistemler geliştirmeye çalışıyor. Halihazırda tüm dünyada bu konuda hayata geçirilen çeşitli uygulamalar mevcut. Peki bu uygulamalar hangileri? Bu yazıda sizler için inceledik.

 

Tüm dünyada yaşanan çevre felaketlerinin artması, erken uyarı teknolojilerine olan ihtiyaca işaret ediyor. Hem dünyada hem de ülkemizde bu tarz olayların artmasıyla birlikte bu sistemlerin geliştirilmesi oldukça önem taşıyor.Son zamanlarda ülkemizde yaşanan İzmir yangını, özellikle geçtiğimiz günlerde yaşadığımız ve hepimizi korkutan son İstanbul depremi bu konuları yeniden gündeme getirdi. Ekranlarda, sosyal ağlarda, günlük yaşantımız içerisinde hep “büyük ölçekli olası bir depreme hazır mıyız?” sorusuna yanıt aranıyor. Son yaşananlardan yola çıkarak bu kadar panik olmamız, doğal afetler karşısında aslında hala ne kadar yetersiz hissettiğimizi gösteriyor. İşte tam bu noktada hem bilim insanlarına, hem de teknoloji firmalarına büyük iş düşüyor. Peki tüm dünyada bu gelişmeler yaşanırken önlem almak için ya da yaşanacak felaket anında hayat kurtarıcı olabilecek nasıl adımlar atılıyor?

 

Bilim insanları, geçmişte meydana gelen depremleri tahmin etmek için çeşitli yöntemler kullandı, ancak hiçbiri halkın gerçekten bir deprem tahmin sisteminden ihtiyaç duyduğu tutarlılığı ve kesinliği vermedi. Ancak şu an araştırmacılar machine learning (makine öğrenimi) algoritmalarının güvenilir deprem tahminlerinin çözümü olabileceğine inanıyor. Los Alamos Ulusal Laboratuarı’ndaki araştırmacılar, fayların davranış biçimlerini daha iyi anlayarak, olası depremleri tahmin etmeyi başarmayı amaçlıyor. Bunun için de büyük sismik veri kümelerini machine learning algoritmasıyla besliyorlar. Cornell Üniversitesi’nden bir ekip de laboratuvar ortamında simülasyonla yaratılan depremleri tahmin etmek için machine learning kullandıkları bir çalışmanın sonuçlarını yayınladı. Araştırmacılar, bir depreme öncülük edebilecek olan sismik aktiviteye bakarak, üç bloktan oluşan laboratuar yapımı bir fay hattındaki depremleri tespit edebilen bir algoritma tasarlamayı başardı. Bu da yakın gelecekte deprem tahmini konusunda daha hızlı ilerlemeler olabileceği konusunda bilim insanlarını umutlandırıyor. Machine learning, henüz gerçek dünyadaki herhangi bir deprem tahmin senaryosunda uygulanmadıysa da laboratuvar sonuçları bir gün bunun yapılabileceğini gösteriyor. Machine learning, kullanılan yöntemlerin sadece bir kısmı. IoT, büyük veri, insansız hava araçları gibi birçok teknolojik trendin yaşanacak çevre felaketleri karşısında insanlığa yardımcı olması bekleniyor. Bu gelişmeler ışığında hem dünyada hem de ülkemizde ne tür uygulamalar geliştirilmiş bir göz atalım…

 

IBM’den “Kod” Çağrısı

IBM, geçtiğimiz yıl doğal afetleri önleme, müdahale ve kurtarma sürecine çözüm getirmek üzere yazılım geliştiricileri bir araya getirmeyi hedefleyen Küresel Kod Çağrısı Girişimi‘ni hayata geçirmişti. Bu girişimle toplumsal sorunların aşılması sürecinde dünyadaki tüm geliştiricilerin bir araya getirilmesi ve yapay zekâ, blokchain, büyük veri ile nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerinden yararlanılması hedefleniyor. Kod Çağrısı, insanların ve toplumların doğal afetlere daha iyi hazırlanmalarına yardımcı olacak yeni uygulamalar geliştirmeleri için geliştiricileri davet etmişti. Bu yolla geliştiricilerin, hava durumundan kaynaklı bir afet öncesinde oluşabilecek ihtiyaç malzemeleri tedariğini artırmaları için uyarmak üzere, hava durumu verilerini ve tedarik zinciri bilgilerini kullanan bir uygulama oluşturabileceği öngörülürken,  aynı zamanda acil durum ekiplerinin ihtiyaç sahiplerine en hızlı erişimi amacıyla, felaketin en çok etkili olacağı yeri ve zamanı tahmin edebilecek bir uygulama geliştirilebileceği de öngörülüyor.

Microsoft HelpBridge Uygulaması

Microsoft, afet anlarında kullanıcıların aile ve yakınlarına haber gönderebilmesini sağlayan HelpBridge uygulamasıyla kişilerin iletişimine olumlu katkı sağlamayı amaçlıyor. iOS, Android ve Windows Phone için geliştirilen uygulama, bu gibi anlarda ulaşmak istediğiniz kişilere iyi olduğunuzu veya yardıma ihtiyacınızın bulunduğunu ifade eden mesajları SMS, e-posta ya da Facebook iletisi şeklinde gönderiyor. Uygulama, basit birkaç seçenekten oluşuyor. Yardım istediğinizde çıkan sayfadan konumunuzu ve durumunuzu iletmek için mesaj yazabileceğiniz bir bölüm bulunuyor. Bunun yanı sıra uygulamada yer alan gönüllü bölümünü seçerek, zor durumdaki kişilere afet anında yardımda bulunabiliyorsunuz. Uygulamada yer alan bağış bölümü sayesinde ise afetler sonrası hasar gören yerlerin yeniden inşası ve yaraların sarılması için kaynak yaratılmasına destek olmak mümkün. Bu, tüm dünyanın tanık olduğu büyük felaketlerin benzerleri tekrar yaşandığında iletişimin kesintiye uğramaması adına sevindirici bir gelişme.

 

Google Haritalar Uyarı Sistemi

Google da,  bir doğal afet durumunda Google Haritalar uygulamasını çok daha yararlı bir hale getirecek bir güncelleme duyurmuştu. Google Haritalar’ın SOS alarmları özelliğinin doğal afetler sırasında görsel bilgiler eklenerek geliştirildiğini açıklayan Google, yeni navigasyon uyarı sistemi sayesinde kullanıcıları tehlikeden uzaklaştıracak. Bu güncellemeyle birlikte uygulama doğal felaketleri görseller aracılığıyla kullanıcılara bildirecek. Olası bir depremin odak noktasına en yakın olan yer haritada gösterilecek ve depremin şiddeti harita üzerinde belirtilecek. Öte yandan yaşanması beklenen felaket üzerinden bir rota oluşturan kullanıcılara direkt olarak bir bildirim gönderilerek kullanıcıların güvenliği artırılmaya çalışılacak. Uygulama ayrıca alternatif bir rota oluşturarak kullanıcıların felaketle karşılaşmadan belirledikleri noktaya gitmelerini sağlaması açısından da önemli.

 

ShakeAlertLA

ABD’nin Los Angeles şehri, 2018’in sonlarına doğru depreme karşı kent sakinlerini önceden cep telefonu ile uyaracak bir uygulama geliştirmişti. Los Angeles’ta geliştirilen cep telefonu uygulaması ShakeAlertLA, deprem kullanıcının lokasyonuna ulaşmadan önce cep telefonu sahibine zaman kazandırabilecek bir şekilde tasarlanmış. Hem Android hem de iOS telefonlar için indirilebilen uygulama Los Angeles’ta meydana gelecek 5 şiddetinden büyük depremleri cep telefonu kullanıcılarına önceden haber verecek.

 

Maxwell Innovations MX8 Sistemi

İTÜ ARI Teknokent firması Maxwell Innovations,  dünyada sadece 4 aracın çalışabildiği zorlu hava koşullarında görev yapabilecek bir insansız hava aracı teknolojisi geliştirdi. MX8 adı verilen bu sistemin; doğal afet durumlarında kurtarma ekiplerine büyük yardımı dokunması bekleniyor. İnsansız hava araçları; çevre felaketleri ve endüstriyel kazalar sonrasında acil durum ve afet koordinasyon personeli için durumsal farkındalığın sağlanmasına, enkazda ya da arazide kaybolan kişilerin bulunmasına olanak sağlıyor.

 

Turkcell Dronecell

Yaşanacak olası kötü senaryolarda iletişim ağlarının önemi çok büyük. Bu noktada da GSM şirketlerine büyük görev düşüyor. Turkcell’in bu konuda önemli bir hizmeti bulunuyor. Türkiye’nin 4.5G hizmeti veren ilk uçan baz istasyonu olarak tanıtılan Dronecell, güçlü bir baz istasyonu olarak istenen yerden havalanıp, ses ve data hizmeti sağlayabiliyor. Dronecell; özellikle deprem, sel, heyelan gibi doğal afetlerde ve acil durumlarda arama kurtarma ekiplerine iletişim desteği sağlamak için tasarlandı. Otomatik pilot özelliği de bulunan Dronecell, koordinatları girilen noktaya kendisi ulaşabiliyor. İstenen noktaya ulaştığında motorlarını kapatan baz istasyonu, sabit bir çekim noktası gibi uzun süre 4.5G internet bağlantısı hizmeti sunuyor.

 

Ericsson Türkiye Akıllı Kafes Uygulaması

Ericsson Türkiye, dünya genelinde artan orman yangınlarının hızlı tespiti amacıyla “akıllı kuş kafesi” geliştirdi. Akıllı Kafes, toprağa yerleştirilecek sensörle değişen nem oranları ve sıcaklıklara ilişkin bilgileri merkeze bildirecek. Böylece orman yangınlarına hızlıca ve tam zamanında müdahale imkanı olacak. Kafeste ağaçlardaki zararlı canlıları tespit eden sensörler de kullanılabilecek. Farklı bölgelerde denemelerine devam edilen kafesin sahada kullanımı ise henüz başlamadı.

 

7TP Anlık Deprem Erken Uyarı Uygulaması

Son olarak yakın zamanda istanbul için deprem öncesinde alarm veren bir mobil uygulama geliştirildi. Geçtiğimiz yıl Yeditepe Üniversitesi akademisyeni Dr. Alper Göknar ve ekibi tarafından kurulan 7TP Bilişim, deprem erken uyarı sistemlerini akıllı telefonlara uyumlu hale getirmek için yürüttüğü çalışmalar sonucunda 7TP Anlık Deprem Erken Uyarı uygulamasını geliştirdi. Uygulamanın temelinde gerçekten küçük sarsıntıları bile algılayabilecek sismik cihazlar bulunuyor. P-Dalgası İstasyon Ağı adı verilen sistem, insanlardan önce sarsıntıları hissedip, belirli bir eşikten sonra bildirim gönderiyor. Uygulama kapsamında İstanbul’un Mudanya, Çınarcık, Adalar, Büyük Çekmece bölgelerine ve Tekirdağ Şarköy’e sensör istasyonları yerleştirildi. Bu sensörlerden en az ikisi, yer kabuğunda bir dalgalanma hissettiğinde hemen herkese bildirim gönderiliyor. Ayrıca deprem anında ve sonrasında  da yakınlarınızı, 7TP uygulamasıyla takip edebiliyorsunuz. Eğer 7TP uygulamasına paylaşım izni verirseniz, diğer kullanıcılarla grup kurabiliyor ve deprem anında bütün grup üyelerinin lokasyonlarını görebiliyorsunuz. Deprem anında baz istasyonu zarar görse bile elde edilen son konum bilgisi tarafınıza ulaşıyor.