Teknolojideki gelişmeler ve inovasyon döngülerinin oldukça kısalması, her sektörü olduğu gibi, ödeme dünyasını de derinden etkiliyor. Bildiğimiz geleneksel ödeme yöntemleri ve altyapıları; her geçen gün ekosisteme yeni katılan oyuncular; statükoyu sarsan, disruptive iş modelleri ve bu yeni ortamda rekabetin de boyut değiştirmesi nedeniyle ciddi bir dönüşüm içerisinde. Mobil ödemenin yıllardır beklenen sıçramayı gerçekleştirememesine rağmen, hala “next big thing” (sonraki büyük proje) olarak gösterilmesi, tüm büyük oyuncuların, son zamanlarda mobil ödeme alanında art arda servis ya da uygulamalarını lanse etmeleri ve ödemelerin hızla dijitalleşmesi para ile ilişkilerimizi de sürekli değiştirmekte.

Ödemelerin geleceğinden söz ederken, temel olarak iki önemli eğilimin etkisini gözlemlemekteyiz. Bunlar: değişen tüketici davranışları ve finansal servislerin artan dijital dönüşümü. Son kullanıcıların yeni ödeme yöntemlerine adaptasyonu için üzerinde durulması gereken asıl nokta, teknolojiler ya da bu teknolojilerin ödeme sistemlerine entegrasyonundan ziyade, müşteri deneyimine odaklanılması gerekliliği. Çünkü, müşteri deneyimi doğru kurgulandığında, alışkanlıkları değiştirmek de kolaylaşıyor. Bu konuda, bugüne kadar en başarılı uygulamayı gerçekleştiren firmaların başında Starbucks gelmekte. Bugün, Amerika’da Starbucks’larda yapılan her 10 işlemin 3’ü (%30’u) mobilden gerçekleşmekte. Starbucks uygulamasının, kapalı bir sistem olması ve kart datalarının saklanmasında bir takım güvenlik açıkları olduğu bilinse de, kullanıcı gözünde, oldukça basit ve kullanımı kolay olduğu için oldukça yaygın bir hale gelmiş durumda. Bu nedenle Starbucks, literatüre “convenience over security” (rahatlık güvenlikten önce geliyor.) kavramını da getirmiş oldu.

Starbucks Card Mobile App:

Yeni nesil ödeme sistemlerinde, özellikle mobil ödemelerde ve mobil cüzdan kullanımlarında adaptasyonu engelleyen en temel ön yargı olan güvenlik boyutunu aşmak için, bu denli müşteri dostu, basit ve kullanışlı servisleri hayata geçirmek daha da çok önem kazanıyor.

Ödemelerin geleceği ile ilgili bir diğer önemli nokta da büyük veri (big data) ile müşteri datasının daha ölçülebilir ve kullanılabilir olması, bu sayede kullanıcıların risklerinin daha etkin analiz edilerek, müşterilere daha doğru servisler sunulması ve müşteri ile hizmet sağlayıcı arasındaki ilişkinin farklı bir boyuta taşınmasında kendini gösteriyor. Bununla birlikte, Nesnelerin Interneti uygulamalarının hızla artış göstermesi ve günlük hayata girmeye başlamaları, MasterCard’ın mottolarından olan “bağlantılı her cihaz, üzerinden ticaret yapılabilir bir hale gelecek” (every connected device will soon become a commerce device) öngürüsünü de doğruluyor.

Bu hafta, ödemelerin 3D bir hal aldığı (demokratikleşme, dijitalleşme, disruption) dünyada, para ile olan ilişkimizdeki temel faktörlerin nasıl şekilleneceğini ve bu alandaki temel trendleri analiz ettim:

Nakit kullanımının azalması:

Nakit kullanımının tamamen yok olmasını beklemek çok gerçekçi değil, ancak her şeyin dijitalleştiği bir dünyada, nakit ödemelerinin zamanla demode olacağı kesin (Buna rağmen, Almanya’da perakende ödemelerinde hala %80 civarında nakit kullanıldığı unutulmamalı…) 2018’e kadar nakit kullanımının, ciddi bir düşüş göstererek tüm ödemelerin %43’ünü oluşturacağı öngörülüyor.

Ülkeler de kağıt parayı ortadan kaldırmak adına, “cashless society” (nakitsiz toplum) vizyonlarını ortaya koyarak, nakite açıkça savaş açmakta. Danimarka, İsveç gibi İskandinav ülkelerinin başını çektiği oluşuma pek çok gelişmiş ülke katılmış durumda. Türkiye’nin de cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023’e kadar “nakitsiz toplum” hedefi bulunuyor.

Sweden: Cashless Society:

Fiziksel kartların sonu mu geliyor?

Kağıt para kadar hızlı olmasa da yeni nesil mobil ya da dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması ile plastik kredi kartlarının da yok olacağı aşikar. Mobil temassız ödeme teknolojisi olan NFC’nin (near-field communications – yakın saha iletişimi) standart haline gelmesi ve son olarak Apple’ın Apple Pay çözümü ile bu teknolojiyi yeni iPhone’larında desteklemesi ile NFC uyumlu cihaz sayısında önemli bir artış sağlandı. Apple’ın dışında, Samsung ve Google da bu alandaki çözümlerine sürekli yatırım yapmaktalar ve ödeme servislerini müşterilerine sunmuş durumdalar. Ayrıca, Google ve Microsoft yeni işletim sistemlerinde bulut tabanlı ödeme uygulamalarını destekleyerek, bankaların da operator bağımsız NFC çözümlerini sunmalarının önünü açtı. Bu alanda Türkiye’deki pek çok banka mobil bankacılık uygulamalarının ya da yeni mobil cüzdan çözümlerinin bir parçası olarak mobil temassız ödemeyi desteklemeye başladı.

A Day with Metamorfoz Technologies:

Temassız ödeme yapılabilmesi için gerekli olan temassız POS’larda da hızlı bir artış göze çarpmakta. 2020’ye kadar Türkiye ve Avrupa’daki tüm POS’ların NFC destekli olması öngörülüyor. Fiziksel kanallarda, yüz yüze ödemede iyi bir alternatif olan NFC’nin dışında, fiziksel kartların kullanımını azaltan bir diğer neden de ödemelerin tek tuşla, kolayca gerçekleşmesinin önünü açan uygulamalar. Bu tarz uygulamalar internet bağlantısı olan her cihazın, üzerinden kolayca ödeme yapılabilmesini sağlıyor.

Ödemelerde de Mobil, Mobil, Mobil:

PayPal’ın eski CEO’su olan David Marcus, Para (Money) 3.0 dönemde olduğumuzu söylemişti. Marcus’a göre, nakit Para 1.0’ı temsil ediyordu; kredi kartlarının yaygınlaşması ile Para 2.0’a geçtik. Mobil ödeme dönemi de Para 3.0’a evrilmemizi sağladı. “Tam olarak ne zaman tüm ödemelerimizi mobilden yapacağız?” sorusunu yanıtlamak hala oldukça güç, ancak günün birinde ödemelerin tümünün mobile kayacağı oldukça net. Ödemeler hızla mobilleşirlen, mobil ödeme tanımını da doğru yapmak gerekiyor. Mobil ödemenin tanımı, farklı coğrafyalara, iş alanlarına ya da uygulamalara göre değişiklik göstermekte. En genel tanımıyla müşterinin sahip olduğu mobil bir cihaz üzerinden ödemesini gerçekleştirebilmesi ya da bir iş yeri sahibinin yine sahip olduğu mobil cihazdan ödeme alabilmesi şeklinde özetlenebilir. Bu tanımı ile de temassız mobil ödemeler, para transferleri, fatura ödemeleri, bakiye yükleme, operator faturasına yansıyan ödemeler, telefonların POS yerine kullanılmasını sağlayan mPOS çözümleri, mobil cüzdanlar, … tümünü içeriyor.

Ödemelerin mobilden yapılması, alışveriş alışkanlıklarının değişmesine ve satınalma sürecinin de baştan tasarlanmasına neden olmakta. Almak istenilen bir ürünün araştırılması, ürüne yönelik detaylı bilgi alınması, farklı kullanıcı görüşleri, eleştiriler ya da tavsiyelerin incelenmesi, ürünün satınalınması, satınalma sonrası deneyimin paylaşımı süreçlerinin tümünde artık mobil cihazlarımızı kullanıyoruz. Mobil teknolojiler, kullanıcıların lokasyonlarından bağımsız olarak, sürekli “bağlı” (connected) olmasını sağlayarak; offline ve online dünya arasında bir köprü olarak, cüzdanlarımızın da dijitalleşmesinin önünü açıyor.

Daha az mağaza içi ödeme:

Artan dijitalleşme ile birlikte, müşteriler artık bütünleşik müşteri olarak, kanal bağımsız aynı deneyim ile finansal işlemlerini istediklerini anda, istedikleri lokasyonda gerçekleştirme eğilimindeler. Mobil ve internet üzerinden tek tuşla ödemelerin yaygınlaşması, yeni ve yaratıcı sipariş kanallarının firmalar tarafından sunulması, fiziksel lokasyonlar ile etkileşimimizi de oldukça azaltmış durumda. En basitinden bazı sektörlerde artık yüz yüze alışveriş neredeyse hiç yapmamaya başladık. Örneğin uçak, konser, maç biletlerini alımında, yemek siparişlerinde fiziksel kanalların kullanımı gitgide azalmakta. Sosyal ağlara da “buy button” (alışveriş butonu) eklenmesiyle, pek çok ürünün satınalınması oldukça kolaylaşmakta.

Pin yerine biometrics:

Yeni akıllı telefonlarda bir standart haline gelmeye başlayan (Gartner’a göre 2016 sonuna kadar akıllı telefonların %40’ının biometric sensörü olacak) biometrics uygulamaları ile pin gerekliliği olmaksızın, müşteri doğrulaması gerçekleştirilebilmekte, bu sayede güvenlik bir üst seviyeye taşınmakta. 2024’e kadar, tüm ödemelerin biometrics tabanlı olacağı öngörülüyor.

Zwipe – Fingerprint authenticated payment card:

Biometrics kullanımının yanında, dijital ödemelerde ek bir güvenlik opsiyonunu “tokenization” ile sağlanıyor. Tokenization ile müşteriden bir kez alınan kart numarası güvenli bir alanda saklanarak, tüm işlemlerde kart datasının yerine, karta karşılık gelen “token”lar ile işlem gerçekleştiriliyor.

Ödemeler giyilebilir teknolojilere entegre oluyor:

Giyilebilir teknolojilerin gelişimi ile bu cihazlar ile ödeme yapılması da sağlanmakta. Bugün Apple Watch, Samsung Galaxy S2 Gear ve pek çok sağlık bilekliği temassız ödeme opsiyonunu da destekleyecek şekilde piyasaya sunulmakta. Bu alandaki en güncel ve ilginç uygulamalardan biri, İngiltere’de bir tekstil firmasının montların kol uçlarına temassız ödemeyi entegre etmesi oldu.

Apple Watch — Guided Tour: Apple Pay:

Ödemelerin Demokratikleşmesi – yeni nesil POS’lar:

Mobil ödeme alanındaki bir diger dönüşüm de POS’larda yaşanıyor. Square’in öncü olduğu, akıllı telefonların kulaklık ya da şarj girişlerine bir dongle takılarak telefonların POS olarak kullanılmasını sağlayan aparatlar ile başlayan akım, yerlerini ayrı bir cihaz ile telefonlara kablosuz olarak wi-fi ya da Bluetooth’tan bağlanan ayrı cihazlara bırakmaya başladı. Yakında, POS gibi endüstriyel tasarım cihazlardan ziyade, akıllı telefon ya da tablet benzeri işletim sistemine akışkın olduğumuz akıllı cihazlar üzerinden ödemelerin alınacağı bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Ne yazık ki, Türkiye’deki OKC regulasyonu, bu inovasyonların önünü tıkamakta ve gelişmeleri uzaktan takip etmemize neden olmakta…

Poynt – World’s first smart payment terminal:

Görsel Kaynak: thedrum.com