IoT – Müşterilerin çoğunun bilmediği ya da hala ne olduğunu anlamadığı bir terim

Günümüz tüketicilerinin büyük çoğunluğu (son yapılan bir araştırmaya göre %79’u) IoT’nin (Internet of Things – Nesnelerin Interneti) ne olduğunu ya da ne ifade ettiğini bilmemekte. Bu nedenle de IOT’nin ne değer ifade ettiği ya da bu teknolojiden nasıl yararlanılabileceği noktası ciddi anlamda açık kalıyor. IoT dendiğinde pek çok yeni teknolojide olduğu üzere güvenlik konuları, kişisel verilere izinsiz erişim ve bu verilerin izinsiz kullanımı gibi ön yargılar endişe yaratıyor.

IoT’nin balon olup olmadığı, nereye gittiği uzun süredir tartışılmakta. Bunun en büyük sebeplerinden biri, henüz teknolojinin halkın anlayacağı seviyeye indirgenememesi. Müşteriler doğal olarak bilmedikleri, anlamadıkları, kullanmadıkları ve bu nedenle de güvenmedikleri bir teknolojiyi satınalmıyorlar.

Aslında, IoT uygulamaları ile günlük yaşantımızda pek çok kez hiç farkında olmadan karşılaşmakta, hatta bunların çoğuna alışkın hale bile gelmiş durumdayız. Örneğin, aracınız sensörler sayesinde ne zaman bakım ihtiyacı olduğunu belirtmekte ya da bir sorun olduğunda bilgilendirme gerçekleştirmekte; alarmınız ile birlikte kahve makineniz/su ısıtıcınız çalışmakta; kombinize uzaktan bağlanarak sıcaklığı istenilen seviyede ayarlayabilmekte; buzdolabınız yeni bir şişe süt almanız gerektiğini ya da meyvelerinizin azaldığını hatırlatmakta; sağlık bilekliğiniz ile günde kaç adım attığınızı takip edebilmektesiniz. Günümüz tüketicileri artık “akıllı”(smart) cihazları ile her anlarında internete bağlı yaşarken, aynı zamanda birer “connected customer”a (bağlı müşteri) dönüşmekteler, bu da bazı temel alışkanlıkların değişmesine neden olmakta. Bu nedenle IoT uygulama sağlayıcıları bu teknolojilerini müşteriler ile buluşturmak için öncelikle müşteri deneyimine odaklanarak teknolojinin getirilerini ve faydaları ön plana çıkarmalılar.

En temel tanımı ile IoT nesnelerin, eşyaların, arabaların ve hatta binaların internete ve birbirlerine bağlanarak veri toplayıp, bu veriyi de anlamlandırarak paylaşmaya imkan sağlayan bir yapıda akıl kazanmasını ifade ediyor. İnsanların, nesnelerin sürekli bağlantılı olması, bu bağlantıdan kaynaklı veri ve süreçler hayatımızı, işlerimizi ve aradaki her şeyi ciddi biçimde dönüştürmekte. Internet’in gelişimi açısından IoT’yi üçüncü dalga olarak nitelendirmek mümkün. 1990’lardaki Internet dalgası 1 milyar kullanıcıyı bağlarken, 2000’lerdeki mobil dalga bunun üzerine ek 2 milyar kullanıcı daha katmış oldu. IoT’nin ise 10X değerinde nesneyi bağlaması bekleniyor (2020’ye kadar arabalardan giyilebilir bilekliklere kadar 20 milyardan fazla cihazın bağlantılı hale geleceği tahmin ediliyor).

IoT günlük hayatımıza ciddi bir biçimde etki etmeye başladığı ve ilerki dönemde de hayatlarımızın birer parçası olacağı için üzerinde durulması gereken oldukça önemli bir konu. Önde gelen araştırma şirketlerinden Gartner’ın son araştırmalarına göre 2016 sonuna kadar 6,4 milyar bağlantılı nesnenin dünya genelinde kullanımda olacağı öngörülüyor. Bu oran, bir önceki yıla kıyasla %30’luk bir artışı göstermekte, 2016’da her yeni gün 5,5 milyon nesne bağlantılı bir hale geliyor. 2020’ye kadar da bu cihazların 20,8 milyara ulaşacağı düşünülüyor.

Goldman Sachs tarafından paylaşılan ve IoT ekosistemindeki farklı odak alanlarını, dairelerle ifade eden grafiği, bu alandaki farklı dikeylerin kadar büyüme potansiyeli olduğunu ve fırsatları görmek açısından analiz etmekte yarar var:

IOT-map

  1. İnsanlar:

Giderek daha güçlü ve yetenekli taşınabilir cihazlara aşina olmaya başlıyoruz. Fakat, günlük olarak yanımızda taşıdığımız nesnelerin çoğu hala IoT açısından “akıllı” değil. Örneğin, kıyafetler ne kadar giyildiği ya da ne zaman yıkandığı gibi bilgileri tutmuyor. Ayakkabılar, ne kadar adım attığınızı ölçümleyemiyor ya da anahtarlar evden çıkarken kapıyı kitleyip kitlemediğnizi hatırlatmıyor. Yakın dönemde, tüm bu senaryolar gerçekleşmeye başlayacak. Tüm bu nesnelerin birbiri ile ve cep telefonları ile iletişime geçmesi “Kişisel Ağ Alanları” oluşturacak. IoT’ye yönelik olarak insanlar açısından iki temel odak alanı bulunuyor.

  • Kişisel sağlık, antreman, diet ve daha geniş sağlık durumu analiz ve tedavi endüstrisi
  • Eğitim ve antreman
  1. Araçlar: Gelişmiş sistemler ve veri işleme platformları sayesinde motor kontrolü, sürüş güvenliği, sürücü uyarı mekanizmaları, araç performansı gibi konularda sürekli gelişmeler gözlemlemekteyiz. Sürücüsüz araçlara giden süreçte, navigasyon, kazadan kaçınma, dinamik sürüş yönetimi ve bütünleşik eğlence sistemlerinde gelişmeler gözleneceği aşikar.
  2. Evler: Bu kategori 4 alt başlıkta incelenebilir:
    1. Güvenlik (kilit sistemleri, kameralar, detektörler, yangın/duman/su/gaz/hırsızlık alarmları, vb.)
    2. Eğlence Sistemleri (akıllı televizyonlar ve kişiselleştirilmiş streaming servisleri ile ilerlemekte)
    3. Çevre kontrol sistemleri (akıllı thermostat gibi)
    4. Ölçüm sistemleri
  3. Yerleşim yerleri: Altayapı planlı bir şekilde yapılandırıldığı, monitor edilerek analiz edildiği takdirde, belediye hizmetlerine yönelik kullanımların, akıllı yollar, köprüler, binalar ve altyapılar sayesinde, daha verimli hale gelmesi mümkün (trafik sorunlarının azalması, kalabalık lokasyonlara daha kolay ve hızlı giriş çıkış sağlanması, enerji kaynaklarının verimli kullanımı, çöp toplama ya da geri dönüşüm gibi hizmetlerin düzenli yapılmasındansa talep üzerine yapılması, vb.)
  4. Ticaret: Bu kategori daha çok alışverişte akıllı perakendeyi temsil etmekle birlikte, uzun mesafeli demir ve havayolu, konaklama hizmetleri, eğlence platformları, kişisel, dinamik fiyatlandırma sistemlerini de kapsamakta.
  5. Endütriyel: Bu kategori tarım ve hayvancılıktan, petrol/gaz taşımacılığına; üretimden, taşımacılığa kadar oldukça geniş fırsatları içeren, çok büyük potansiyeli olan bir pazar.

IoT,  her zaman her yerde bulunan internet araciligiyla daha genis baglanti ve nihai fonksiyonalite saglayarak insan hayatini sekillendiriyor. Önümüzdeki hafta, öne çıkan yaratıcı IoT uygulamalarını paylaşacağım.