Sizlerden gelen mailler doğrultusunda, bu haftaki Tekno Matine yazımızda 2002 yılında gösterime girmiş olan Minority Report’a yer verdik. Scott Frank ve Jon Cohen’in senaristliğini yaptığı filmin yönetmeni Steven Spielberg. Washington’da geçen filmin hikayesi, 2054 yılında elit bir emniyet teşkilatında görev alan John Anderton(Tom Cruise) üzerinden ilerliyor. Bu teşkilat işlenecek olan suçları önceden görebilen(Pre-Cogs) 3 insanın yeteneğinden yararlanıyor. Bu sözde mükemmel işleyen sistem; Agatha (Samantha Morton) adındaki Pre-Cog’un, 36 saat içerisinde John’un bir suç işleyeceğini ön görmesi ile tepe taklak oluyor.

Filmin hazırlıklarına 1999 yılında başlayan Steven Spielberg, 2054 yılında geçecek olan hikayeyi perdeye nasıl aktaracağını çözememiş. Steven Spielberg, bilim ve teknoloji alanında tanınan kişilerden oluşmuş bir beyin takımıyla Santa Monica’da bir otelde bir araya geliyor ve ancak bu şekilde filmin senaryosunu oluşturuyor. Toplantıya sanal gerçeklik kavramının öncüsü Jaron Larnier’dan tutun da Global Business Network’un ortak kurucusu ve fütürist Peter Schwartz’a kadar bir çok isim katılıyor. Toplantı sonuçlandığında ise Steven Spielberg, 2054 yılında teknolojinin kullanım alanlarına ve işlevselliğine dair yeterli malzemeyi çıkarıyor. Şimdi gelelim bu toplantıdan çıkan sonuçlara…

Hareket Temelli Bilgisayar kullanımı

Hareket Temelli Bilgisayar Kullanımı:

Filmde Anderton’ı el hareketlerini algılayabilen bir bilgisayar başında bir çeşit imleç görevi üstlenen eldiven giyerken görüyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz toplantıya katılan John Underkoffler(Eski MIT mühendisi) tarafından öne sürülen bu fikir, filmin gösterime girdiği dönem fütürist bir teknoloji gibi gözükse de, günümüzde prensip olarak aynı işlevselliği(el hareketlerini algılayan) gösteren çok sayıda cihaz bulunuyor. Bu cihazlar filmdeki gibi bir kullanım imkanı sergilemese bile az önce değindiğimiz gibi prensip olarak aynı mantıkta çalışıyorlar çünkü bu iletişim araçları en basit haliyle temas duyarlı algılayıcılar ile donatılmış.

2007 yılında Microsoft tarafından geliştirilen Pixel Sense(daha önce Surface olarak bilinen) öncülüğünde gelişen teknoloji, diğer teknoloji devleri tarafından da takip edildi. Şimdi ise artık daha gelişmiş hareket algılayıcılardan bahsetmek mümkün. Özellikle oyun ve giyilebilir teknolojiler dünyası; Microsoft’un Kinect, Sony’nın PlayStation için geliştirdiği Move, Eye ve Camera (PS4) gibi harekete ve sese duyarlı veri giriş platformlarının çoğalmasına ön ayak oldu diyebiliriz. Dahası Control VR gibi cihazlar sayesinde artık el hareketlerimizi sanal gerçeklik ortamına dahi aktarabiliyoruz. Şöyle bir düşündüğünüzde aslında elektronik cihazlarla etkileşim bakımından kolaylık sunan bu teknoloji, hem günlük hayatta hem de farklı disiplinlere ait meslek alanlarında(Tıp, Eğitim vb…) kullanım bakımından büyük bir potansiyele sahip. Günümüzden daha yakın bir örnek verecek olursak Govert Flint’ın geliştirdiği biyonik sandalyenin videosuna aşağıdan bakabilirsiniz:

Ülkemizden de yine el hareketlerini algılayan ve özellikle görünüm bakımından filmde Tom Cruise’un kullandığı eldivenleri andıran Flying Fingers’ı, aynı amaçla geliştirilen teknolojilere dahil edebiliriz. Açıkça söylemek gerekirse teknolojinin farklı dallarında gerçekleşecek olan yenilikler sayesinde hareket temelli bilgisayar kullanımı daha da yaygınlaşacak diyebiliriz.


 

minority-report reklamlar

Kişiye Özel Reklamlar:

Anderton filmde bir giyim mağazasına girer ve karşısına adını, zevklerini, en son ne zaman ve ne satın aldığını bilen hologram destekli bir reklam panosu çıkar. Ardından bu sistem elindeki verilere göre Anderton’ı ilgili olabileceği reyona yönlendirir. Evet, kabul etmek gerekirse biraz ürkütücü bir teknoloji ama filmde geçen bu teknoloji, günümüzde özellikle internet üzerinden satış yapıp, ilan veren çoğu firmanın başvurduğu sistemin hologramsız hali diyebiliriz.

Günümüzde gelişen teknoloji ve biraz da yaratıcılık sayesinde reklam panolarının farklı kullanımlarına rastlayabiliyoruz. Daha önceden haberini verdiğimiz “Into the Storm” filmi buna gayet iyi bir örnek oluşturuyor. Fakat gelişmekte olan iBeacon teknolojisinin, filmdeki gibi daha müşteri odaklı kullanıldığını söyleyebiliriz. Apple’ın patentini aldığı iBeacon teknolojisi, Estimote tarafından geliştirilen Nearables ve daha birçok beacon markası lokasyon bazlı müşteri memnuniyeti ve müşteri ile iletişim için bu teknolojiye başvuruyor. Beacon’ların filmde geçen hologram ile aynı mantıkta kullanılabiliyor. Örneğin; kişi beacon bulunan bir mağazanın yakınından geçerken, o mağazada yapılan indirimler kişinin cep telefonuna Bluetooth üzerinden anlık bildirim olarak iletilebiliyor. Ya da kişi daha önce birkaç kere o mağazadan alışveriş yapmışsa, kişinin zevklerine hitap eden kişisel bildirimler alabiliyor.

Beacon teknolojisi dışında artırılmış gerçeklik teknolojileri de reklam panolarının yaratıcı bir şekilde kullanılmasını mümkün kılıyor diyebiliriz. Aşağıdaki Volkswagen videosundan da bu teknoloji hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Volkswagen Beetle Artırılmış Gerçeklik Uygulaması:

 


 

Robotik Teknoloji

Otonom Robot Teknolojisi:

Filmde yer alan sahneyi bir hatırlayalım dilerseniz; Minority Report’da herkes göz taramasından geçerek tanımlanıyor. Bu sebepten Anderton kimliğini gizlemek için göz nakli ameliyatına giriyor ve daha ameliyat bandajlarını çıkarma fırsatını bulamadan teşkilat tarafından yeri saptanıyor. Görselde de gördüğümüz örümceğimsi robotlar bu sahnede devreye giriyor:

Paylaştığımız videodan da gördüğünüz üzere bu yüksek hareket kabiliyetine sahip robotlar Anderton’a “ayaküstü” bir göz taraması yapacak donanıma sahip. Düşük voltta elektrik şoku uygulayabilmeleri ise cabası. Bu sahneden net olarak anlaşılmasa da, robotların otonom özellikler sergilediğini söyleyebiliriz.

Günümüzdeki robot teknolojilerinin gelişimini göz önünde bulunduracak olursak, filmdekine benzer robotların geliştirilmesi pek de uzak olmayabilir. En azından Amerikan ordusunun geçtiğimiz sene BAE Systems ile yaptığı anlaşmaya bakarak böyle bir teknolojinin geliştirilmesinde bir hayli hevesli olduğunu söyleyebiliriz. Hatta yakın zamanda otonom hareket kabiliyetine sahip devriye botları geliştirdiklerini de gördük:

Orduda kullanım amacından farklı olarak piyasada, otonom özelliklere sahip ve günlük hayatta kullanıma hazır birçok drone ve robot bulunuyor. Turizm sektöründe kullanılmaya başlanan SaviOne ve ev ortamında alışkanlıklarınızı öğrenebilen Jibo, robotik teknolojilerin günlük hayatta kullanımına güzel bir örnek oluşturuyor.

Ayrıca filmde bilim-kurgu filmlerinden aşina olduğumuz şöförsüz arabalarda yer alıyor. Söylenilenlere göre Lexus kendi modellerinin fütüristik bir versiyonunun filmde yer alması için 5 milyon dolar ödemiş ve Steven Spielberg de bu anlaşma üzerine 62.000$’lık bir Lexus modeli satın almış. Umuyoruz ki Google’un başlattığı otonom araba girişimiyle bu teknolojiyi de yakında görebiliriz.

Bu haftalık bu kadar. Bir sonraki Tekno Matine serimizde görüşmek üzere… Görmek istediğiniz filmleri/dizileri info@teknolo.com adresinden de paylaşmayı unutmayın.

İlk Sen Öğren!

En son gelişmeler, etkinlikler, ürün deneme günleri ve kapsamlı listeler...

Söz veriyoruz, seni rahatsız etmeyeceğiz!