Bu yazı Emir Ercan Ayar tarafından ilk olarak ODTÜ IEEE Biltek Dergisi 2015 Bahar sayısında yayınlanmış olup, kendisine sitemizde yer verme talebinde bulunduğu için ayrıca teşekkür ederiz.

 

“Akıllı” sistemlerin çerçevesinde 2020’li yılların planları ve tahminleri yapılıyor, raporlar yayımlanıyor ve birçok alanda yüzlerce teknoloji devi bu dijital devrime hazırlanıyor: Internet of Things!

Internet of Things, kısaca IoT, Türkçesiyle de nesnelerin interneti kavramı ile yakın gelecekte birlikte gerçek hayattaki tüm statik nesneler internete bağlanıp, ekosistemler oluşturup varlıklarını bu şekilde “akıllı” olarak devam ettirecekler. Peki şu anda neler oluyor? Yoksa bu dijital devrim zaten oldu mu? Gelin IoT kavramına beraber biraz daha yakından bakalım.

“Internet of things kavramının ilk bakışta odak noktası “nesnelerin internete bağlanması” gibi görünse de önemli olan nokta nesnelerin internete bağlandıktan sonra yapacakları şeyler.”

Günlük hayatımızdaki birçok “nesne” hali hazırda internete bağlanabildiği gibi tüm nesnelerimizin tekil olarak internete bağlanmaları da hiçbir anlam ifade etmemekte. Internet of Things kavramının oluşturması gereken algı, nesnelerin internete bağlanmasından çok; nesnelerin internet yöneliminde evrimleşmeleri ve bir araya gelerek cihaz ekosistemleri oluşturarak ürettikleri verilerle birlikte birbirileriyle sürekli etkileşim içerisinde olmaları.

Peki şuanda Internet of Things dünyasında neler oluyor? Hali hazırda bir çok şirket zaten Internet of Things çözümleri ve ürünleri geliştirip pazarlamaktalar. Intel, geliştirme cihazları ve cloud altyapısı gibi konularda çalışmalar yaparken IBM ise akıllı şehirler konusunda örnek çalışmalara imza atıyor. Diğer bir taraftan IoT dünyası şu anda çözüme ve ürüne aç bir durumda olduğundan bir çok girişimci; crowd-funding web siteleri aracılığıyla (Indiegogo, Kickstarter gibi) fikrini prototip aşamasından ürün aşamasına geçiriyor. Şu anda dünyanın, IoT dijital devrimi yolunun neresinde olduğunu net olarak görebilmek için hali hazırda aktif durumda olan Internet of Things ürünlerine bakmamız gerekiyor. Bu ürünlerin gelişimleri ve ulaştıkları çözüm noktaları; Internet of Things için geleceği mi beklememiz gerektiği; yoksa şu anda zaten halihazırda bir IoT dünyasının içerisinde mi olduğumuzu çok net olarak ortaya koyuyor. Internetli nesnelerin şovu başlasın!

İçimizi kıpır kıpır yapan IoT ürünleri!

Amazon Echo

Özetlemek gerekirse “akıllı hoparlör” diyebileceğimiz ancak daha çok yaşam asistanı şeklinde bir görevi yerine getiren bir ürün Amazon Echo. Ortamdaki sesi sürekli olarak dinleyerek komut ve istek bekleyen Amazon Echo, ortamdan bir komut yakaladığında bu komutu gerçekleştirip sonucunu da dahili hoparlörü üzerinden seslendirerek sizinle “konuşmuş” oluyor. Günlük yaşantınızın içerisindeyken Amazon Echo’ya seslenerek (Bu seslenme “Alexa” ismiyle yapılıyor.) merak ettiğiniz şeyi sorup anında cevap alabiliyorsunuz. Resmi tanıtım videosundan örneklemek gerekirse: “Alexa, rock müzik çalar mısın?” ya da “Alexa, alışveriş listesine ambalaj kağıdı ekler misin?” gibi komutlar verebiliyorsunuz. Arkasındaki çok güçlü speech-to-text teknolojisi sayesinde dinlediği tüm ortam sesinden komutları başarılı bir şekilde ayıklayabiliyor. Amazon Web Services bulut servisine bağlı olarak çalışan Amazon Echo, ilettiğiniz komutun yanıtını bulut sunucu üzerinden karşılıyor. Android ve iOS uygulamaları da bulunan Amazon Echo’yu bu sayede mobil cihazlarınız ile entegre kullanabiliyorsunuz.

Satış fiyatı 199$ olarak açılanan Amazon Echo hakkında detaylı bilgi almak için bağlantısını ziyaret edebilirsiniz.

amazon echo

Philips Hue

Yaşantımızdaki her nesnenin artık yerini daha teknolojik olan bir versiyonuna bırakması çerçevesinde, açıp kapatabilmek dışında hiçbir kontrol sağlayamadığımız lambalarımızın yerini yeni akıllı Philips Hue lambalar alıyor. Kurulumunu basit bir şekilde eski lambalarınızı söküp yerlerine yeni Philips Hue lambaları taktıktan sonra, hub modemini de internete bağlayarak tamamlamış oluyorsunuz ve artık evinizdeki tüm lambalar telefonunuz üzerinden ya da internet üzerinden 3. parti uygulamalar ile yönetilebilir hale geliyor. Standart lamba kullanırken, her aktivitenizi aynı ışık altında gerçekleştiriyor olmanızın aksine, Philips Hue kullanarak kitap okurken, çalışırken ya da uyurken aktivitenize en uygun ve size en iyi şekilde yardımcı olacak ışığı seçebiliyorsunuz. Ayrıca ışıklarınızın uzaktan kontrolünü sağlayabildiğiniz gibi, entegre uygulamalar ile odanızı o anda çalmakta olan müziğin temposuna ve ambiyansına uygun bir ışıklandırmayla süsleyebiliyorsunuz.

Evinize kuracağınız bir Hue modemi ile 50’ye kadar lambayı sisteminize dahil edebiliyorsunuz. Modemler ile lambalar arasındaki iletişimde Zigbee protokolünü kullanan Hue için ayrıca kablosuz switch’ler ve ek araçlar da geliştirilmiş durumda. Ayrıca geliştiricilere API ve SDK imkanı ile geniş olanaklar tanıyan Hue ile yazacağınız uygulamaları Philips Hue ile iletişim kurabilir hale getirebiliyorsunuz.

Türkiye’de de aktif olarak satışı ve kullanımı yaygınlaşan Philips Hue’nin 3 Hue lamba ve 1 Hue hub modem içeren başlangıç paketi satış fiyatı 649TL olarak belirlenmiş, detaylı bilgi almak için ürünün sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Philips Hue Kutu İçeriği

NEST Thermostat & NEST Protect

NEST, iPod’un yaratıcısı olan Tony Fadell tarafından kurulan ve yakın zamanda da 3,2 milyar dolara Google tarafından satın alınan, akıllı ürünler geliştiren bir şirket. Şirketin başında iPhone ve iPad ile dünyada yaşanan mobil kırılmanın temellerini atan iPod’un babasının olması, Google’ın bu satın almasına ayrı bir anlam katıyor tabi ki. NEST’in şu anda aktif olarak satışı süren 2 ürünü var; NEST Thermostat ve NEST Protect.

NEST Thermostat, kısaca e-learning kabiliyetine sahip akıllı bir termostat ve eski termostatınızın yerine çok kolay bir şekilde entegre edilerek hemen kullanılmaya başlanabiliyor. NEST Protect ise kurduğunuz yerdeki duman ve karbon monoksidi sürekli olarak ölçen ve bu verilere dayalı kurduğunuz uyarıları gerçekleştiren bir “koruma” cihazı.

NEST Thermostat, sizin gün içerisinde yaptığınız ayarlamaları göz önünde bulundurarak sonrasında kararları kendisi verebiliyor, sizin ajandanıza göre oda sıcaklıklarını yapılandırabiliyor, telefonunuzdan yönetilebiliyor. Ayrıca size dilediğiniz periyotta kullanım raporu sunabiliyor, ne zaman ne harcamışsınız; en çok ne zamanlar yüksek enerji harcanmış; tamamını takip edebiliyorsunuz. Ayrıca bu şekilde verimli kullanım sonrası ciddi oranda enerji tasarrufu ve faturanızda hafiflemeler sağlıyor. Eski enerji tüketim verilerinizle kıyaslama imkanları da yakaladığınız yönetim paneli üzerinden aylık ya da yıllık bazda ne kadar tasarruf sağladığınızı detaylıca inceleyebiliyorsunuz. Tüm dünyanın green energy kavramı üzerine konuştuğu şu yıllarda, NEST termostat tam bir doğa dostu izlenimi çiziyor. Uzun vadede düşündüğünüzde ise faturanızdan tasarruf etmek ve daha konforlu bir yaşam sunması açısından gayet tercih edilebilir bir ürün.

NEST Protect ise, bir duman ve karbon monoksit kontrol cihazı. Şu anda bulunduğumuz binalarda en yaygın kullanılan duman ve yangın sensörleri, bir tehlike algıladığında alarm vermekten ve binanın merkez terminaline haber vermekten başka bir görev yapamıyor. NEST Protect ise kurulabilir alarm uyarılarının yanında, eşleştirmesini yaptığınız akıllı telefonlarınıza ve diğer NEST cihazlarına bu uyarıları ve istatistikleri iletebiliyor. Bir anlamda; evinizde çocuklarınız yalnızken bir tehlike olduğunda telefonunuzdaki uygulama üzerinden anında bildirim almış oluyorsunuz. Ayrıca üzerindeki dahili hoparlör ile sesli yanıtlarla da sizi yönlendiren NEST, yolunda gitmeyen birşeyler olduğunda size bunu sesli olarak da iletiyor.

NEST ile alakalı değinilmesi gereken önemli konulardan birisi ise NEST API. Şu anda IoT uygulamaları tekil ürünler halinde piyasada yerlerini alıyorlar ancak bunlar tek birbirine entegreli halde tek bir ekosistem olarak çalışmadıkları sürece hayalimizdeki ideal Internet of Things çevresi maalesef meydana gelmeyecek. NEST’in ise kendi developer sayfası mevcut ve buradaki API dökümantasyonları ile başka cihazlardan NEST’in verilerine ulaşıp bu verileri kullanabiliyorsunuz. Yani bu anlamda NEST’i dilediğiniz bir IoT ekosistemine dahil edebiliyorsunuz.

Şuanda NEST Thermostat 249$, NEST Protect ise 99$ üzerinden alıcı buluyor. NEST ile alakalı daha detaylı bilgi için websitesini veya sitemizde yer alan yazısını ziyaret edebilirsiniz.

Nest

Maid Oven

Maid Oven; internete bağlı, üzerinden hazır tariflere erişilebilen ve bu tariflerdeki yemekleri hazırlamak için size yardım eden, tüm hazırlama ve pişirme süreçlerini ayrıca mobil cihazlarınız üzerinden kendi uygulamasıyla kontrol etmenize olanak tanıyan, ayrıca sesli kontrol özelliğine de sahip bir aşçı asistanı, tam anlamıyla da bir “internet fırını”. Sürekli güncellenen tarif arşivinde gezinip, kendi tariflerinizi oluşturabiliyor ve bunu da kendi Maid profilinizde direkt olarak Maid fırının üzerinden paylaşabiliyorsunuz, ayrıca tariflerini beğendiğiniz kişileri takip edebiliyorsunuz. Bu anlamda bir sosyal ağ görevi görüyor diyebiliriz. Diğer taraftan, bu girilmiş tariflerin içerisindeki hazırlama süreçlerini size adım adım yaptırıp sonrasında o tarife tanımlanmış pişirme ve bekleme süreleri programlamasını da otomatik olarak kendisi yapıyor. Oldukça çekici bir tasarıma ve başarılı bir altyapıya sahip Maid Oven, gözlerimizin merakla aradığı yeni nesil teknolojik fırın ihtiyacımızı fazlasıyla gideriyor. Ayrıca yaptığınız yemeklerdeki kalori hesabını da kendi içerisinde saklayan Maid Oven ile günlük, haftalık ve aylık bazdaki kalori tüketiminizi izleyebiliyorsunuz. Kickstarter üzerinden fon toplayarak hayatına başlayan Maid Oven ile alakalı detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

maid_oven

Bluesmart

Bluesmart, kendisini dünyanın ilk akıllı valizi olarak tanımlıyor. Indiegogo üzerinden fon toplanarak geliştirilmesine başlanan Bluesmart, kampanyaya 50 bin dolar hedefiyle başlıyor ve 1,7 milyon dolar fona ulaşarak gelmiş geçmiş en başarılı kitle- fonlama kampanyalarından biri oluyor. Öncelikle çok şık bir valiz olan Bluesmart; içerisindeki dijital kilit ve mesafe algılayıcısıyla siz yanından uzaklaştığında kendisini otomatik olarak kilitleyebiliyor, dahili tartısı ile valizinizin ağırlığını ölçüp uçuşunuzdan önce check-in esnasında size yardımcı oluyor, konum takibi sayesinde uçuşunuzda valiziniz kaybolduğunda ya da çalındığında size çözüm sunmuş oluyor, dahili şarj modülü kendi üzerindeki bataryayı kullanarak ile telefonunuzu 6 sefere kadar şarj edebilmenize olanak sağlıyor. Elektronik cihazlarınız için kolay erişilen ayrı bir bölmesi olan Bluesmart, bu sayede yine uçuş öncesi check-in esnasında sizi kargaşadan uzak tutuyor.

Ayrıca tüm bu özellikler kendi uygulaması üzerinden mobil cihazlarınız ile kontrol edilebiliyor. Bluesmart, tüm bu sahip olduğu özellikler ile tamamen konforlu ve problemsiz bir seyahat imkanı sunuyor. Bunun da ötesinde, diğer servislerle bağlantı imkanını kullanarak uçuş bileti bilgilerinize erişimi ile sizi varacağınız şehirin hava durumu ya da saat farkı gibi konularda uyarabiliyor.

Hakkında detaylı bilgiyi web sitesinden ya da sitemiz üzerinden alabileceğiniz ürünün fiyatı 280$.

Bluesmart'ın Elektronik Cihazlarınız İçin Özel Bölmeleri Bulunuyor

Extra: Kendi ekosisteminizi kendiniz oluşturun!

Artmakta olan Internet of Things uygulamaları ve ürünleri her ne kadar görevlerini fazlasıyla yerine getiriyor da olsalar, yazımızın en başında bahsettiğimiz “cihazlar ekosistemi”’nin oluşması hiç de kolay olmayacak. Peki buna kendiniz el atmaya ne dersiniz? Yazımızın son düzlüğüne girerken size kısaca IFTTT’den bahsedeceğim. http://ifttt.com adresinden ulaşabileceğiniz servis “Bırakın internet sizin için çalışsın!” sloganıyla sizi karşılıyor ve gerçekten interneti bizim için çalıştırma vaadini yerine getiriyor diyebiliriz. IFTTT ile kısaca; web ve sosyal medya servisleri, cihazlar, hava durumu, mobil cihaz verileri ve çok daha fazlasıyla alakalı tüm hareketleri birbirine atayabiliyorsunuz ve birbirini tetiklettirebiliyorsunuz. Telefonunuz belli bir bölgeye girdiğinde mobil interneti kapatıp WLAN bağlantısını açtırtabiliyorsunuz, Whistle ile köpeğinizin aktivitesinde bir problem olduğunda veterinerinize SMS attırabiliyorsunuz ya da evinizin olduğu caddeye adım attığınızda NEST termostatınızın sıcaklığını yükselttirebiliyorsunuz. Site üzerinde “Bu olursa bunu yap.” tarzında koşul cümleleri ile birbirini tetikleyecek etkileşimler oluşturuyorsunuz ve bunlara “recipe” yani “tarif” deniyor. Kendi tariflerinizi oluşturup paylaşabilmenin yanında diğer kullanıcıların oluşturduğu tarifleri de inceleyip kendiniz için çalıştırabiliyorsunuz. Oluşturacağınız tetiklemeler, kuracağınız ekosistem ve hayatınızı otomatikleştirecek tüm bu etkileşimler tamamen sizin hayal gücünüze kalmış durumda. Servis şu anda tamamen ücretsiz olarak yayım yapıyor ancak Premium hesap seçeneğinin geleceği haberi de kendileri tarafından verilmiş.

IFTTT’in çalışma şeklinde gözatacak olursak, ilk T “trigger” anlamına geliyor, ilk durumun seçimini burada yapıyorsunuz. Bu yazıyı yazmakta olduğun an itibariyle burada 148 kanal mevcut. 148 farklı servisten/cihazdan tetikleme oluşturabiliyorsunuz. İçlerinde Facebook, Youtube, Instagram gibi popüler web servislerinin yanında; NEST, Philips Hue gibi Internet of Things ürünleri, Android/iOS notification, location gibi mobil kanallar da mevcut. Bu seçimi yaptıktan sonra bu duruma karşılık gerçekleşecek “action” seçimini yapıyorsunuz. Tarifinizi aktifleştirdiğinizde artık etkileşim gerçek zamanlı olarak çalışır hale geliyor.

Uzay istasyonu bir bölgenin üstünden uçtuğunda evinin ışıklarının renginin değişmesini isteyen arkadaşları hiç vakit kaybetmeden IFTTT’e davet ediyorum. Özetlemek gerekirse, şu anda bir çok internet of things ürününün ve web servisinin imkan sunduğu ekosistem oluşturma yeteneklerini IFTTT bir araya getiriyor ve çok pratik bir şekilde kendi akıllı çözümlerinizi oluşturmanıza imkan tanıyor.

Sonuç: Internet of Things devrimi ne durumda?

Geliştirilen uygulamalara, piyasaya çıkarılan ürünlere ve sahip oldukları teknolojilere bakarsak Internet of Things kavramı, kendi yol haritasına uygun olarak yüksek bir ivmeyle kendini geliştiriyor. Tekil ürünlerin üretiminin yanında bu ürünlerin birbirlerinin verilerini kullanabilmesine olanak sağlayan imkanlarla birlikte gelmeleri, artık Internet of Things ekosistemlerinin kurulması için tüm gereksinimleri yerine getirmiş oluyor. Tek ihtiyaç olan şey, bu internet nesnelerinin yaygınlaşması ve birbirleriyle otonom olarak bilgi alışveriş yapmaları. Yani Internet of Things devrimi gerçekleşti diyebilir miyiz? Evet!

İlk Sen Öğren!

En son gelişmeler, etkinlikler, ürün deneme günleri ve kapsamlı listeler...

Söz veriyoruz, seni rahatsız etmeyeceğiz!