Her sene, GSMA (GSM Association – GSM Birliği) tarafından düzenlenen ve dünyanın en büyük mobil teknolojiler etkinliği olan Mobile World Congress (MWC – Dünya Mobil Kongresi) bu sene, 22-25 Şubat tarihlerinde, 11. kez Barselona’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Mobil endüstrisinde öncü bir yeri ve oldukça prestijli bir repustasyonu bulunan MWC’nin bu sene mottosu “Mobile is Everything” (Mobil her şeydir) olarak belirlenmişti. Tam anlamıyla, mobil dünyanın kalbinin attığı ve mobil dönüşümün etkilediği her sektörün ve oyuncunun yer aldığı bu etkinliğe yönelik izlenimlerimi Teknolo için derledim.

Mobile World Congress 2016:

Öncelikle belirtmek isterim ki, bu yazıda pek çok haber sitesinde yer aldığı üzere ilk kez tanıtılan, lansmanı yapılan ürünleri anlatmaktansa; genel olarak öne çıkan kavramları, mobil trendleri ve bu trendlerin son kullanıcılara ya da sektörlere etkilerini, pazardaki konumlarını ve beklentileri kendi gözlemlerim doğrultusunda aktaracağım. Yani bir anlamda, şu anki skoru paylaşmaktansa, maçın gidişatını ve buna yönelik olarak da skorun nasıl şekillenebileceğini yorumlamaya çalışacağım (Efsane buz hokeyi oyuncusu Wayne Gretzky’nin belirttiği üzere önemli olan topun gideceği yere doğru kaymak, topun olduğu yere değil… – I skate to where the puck is going to be, not where it has been…)

MWC’ye, 2010’dan beri düzenli olarak katılmaktayım. Bu sure boyunca da, tartışılan konuları, bu konuların değişimini (ya da bazılarının artan bir odakla aynı kalmasını), çok büyük beklentilerle lanse edilen teknolojilerin ve servislerin yok oluşlarını, bir bölümünün ise yaşamımızı nasıl ciddi biçimde değiştirdiğini ve bunların sebeplerini gözlemlemeye çalışıyorum. İlk katıldığımda, 56.000 kişilik katılım ile rekor kıran Kongre, dünyada düzenli olarak gerçekleşen pek çok kongre ya da etkinliğin önemini kaybetmesine ya da tamamen tarihe karışmasına nispet edercesine, artan bir ilgi ilgi devam ediyor. Bu sene, yeni bir rekor kırarak, 200 ülkeden, 100.000’den fazla katılımcı ile gerçekleşen MWC; mobil teknolojilerin hayatımızı ve dünyamızı önemli ölçüde değiştirdiğini ve insanların da bu alana yönelik sürekli bir beklenti içerisinde olduklarını bir kez daha kanıtlar nitelikte. Sanal gerçeklikten, robotlara; giyilebilir cihazlardan, akıllı ev ve arabalara; mobil ödemelerden, her ilgi alanına yönelik uygulamalara kadar, mobil teknolojiler dünya çapında inovasyonun temelini oluşturuyor. Nitekim, Google’un eski CEO’su Larry Page’in belirttiği üzere, “artık “mobil öncelikli” bir dünyada değil, “sadece mobil” olan bir dünyada yaşıyoruz. (We are no longer in a mobile first World, we are in a mobile only World). MWC’de bunu doğrular nitelikte.

MWC süresince, son tüketiciye yönelik ürün ve servisler katılımcı firma standlarında sergilenirken; her kesimdem mobil dünyaya yön veren ve sektörün önde gelen kişileri önümüzdeki yıllarda mobil dünyayı şekillendirecek yeni trendleri ve standartları belirlemek üzere görüş alışverişinde bulunuyorlar. Kongre’ye katılım ağırlıklı olarak mobil network operatörleri ve Google, Facebook, Paypal gibi OTT (over the top) lerden (Apple, MWC’ye katılmıyor); MasterCard, Visa gibi ödeme otoritelerine ve bankalara; Samsung, Sony, Huawei, ZTE, HTC gibi OEM lerden, her ülkeden pek çok start-up a kadar farklı odaklardaki katılımcıları içeren çok geniş bir spektrumda gerçekleşiyor. Bu etkinlik, dünyanın farklı cografyalarından, farklı kültürlerden insanların, global olarak her kesime hitap edebilecek, herkesin kullanabileceği ürün ve servisleri nasıl geliştirdiklerini, nasıl tanıttıklarını gözlemleme ve bunlardan dersler çıkarma ve potansiyel iş fırsatlarını değerlendirerek işbirlikleri gerçekleştirme adına da oldukça verimli bir şekilde organize ediliyor.

Bu sene de pek çok üreticinin en yeni ve “hero model” olarak belirttikleri ürünlerini tanıtmalarının yanında, büyük oyuncuların da yeni planlarını, stratejilerini ve işbirliklerini ilk olarak Dünya Mobil Kongresi’nde öğrendik. Örneğin, Facebook bu etkinlikte sanal gerçekliği (virtual reality – VR) bir platform haline getirme ve sanal gerçekliği sosyallaştirme çabalarından bahsetti. Samsung, en yeni “amiral gemileri” Samsung Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’i ve akıllı kamerası Gear 360’ı, LG ise ilk akıllı modüler telefon olan G5’i yine ilk defa MWC’de görücüye çıkardı. Ayrıca, Samsung ve Facebook VR alanındaki işbirliklerini açıkladılar.

‪Samsung Galaxy S7 and S7 edge: Official Introduction

Facebook, Samsung to Make 360 Video More Social:

Bu sene Kongre’de öne çıkan konuların başında, VR uygulamaları, nesnelerin interneti (Internet of Things – IoT), drone lar ve robotlar, artan daha iyi altyapı ihtiyacı, mobil ödeme sistemleri, mobilde güvenliği artıracak biometrics uygulamaları ve embedded (gömülü) SIM girişimi geliyor.

“VR” – Sanal Gerçeklik Gerçek Oluyor…

Bu sene MWC’de başınızı nereye çevirirseniz, VR gözlükleri içerisinde başlarını sağa sola çeviren insanlarla karşılaşılıyordu. Bu alanda ardı ardına gelen lansmanlar ve yeni ürünler, VR gözlüklerinin artık diğer tüketici elektroniği ürünler gibi hayatın bir gerçeği olmaya başladığını işaret etmekte. Etkinlik boyunca, Samsung’un Gear VR’ından, HTC’nin Vive’ına sanal gerçeliği geniş kitlelere taşımaya aday pek çok etkileyici donanım lansmanlarına şahit olduk. Facebook da VR’ı “next big thing” (bir sonraki büyük proje) olarak ele aldığını, direk Marc Zuckerberg tarafından dile getirdi. Zuckerberg, Samsung’un basın toplantısında da VR uygulamalarının geleceğine vurgu yaparak son zamanlarda sosyal mecralarda da sıkça paylaştığı bebeğinden bir örnek verdi: “Kızımı düşündüğümde, pek çok kez, ilk anlarını tekrar yaşamak istiyorum, örneğin ilk adım attığı zamanı. O özel anları, kameralarla 360 derece tüm detaylarıyla çekerek, o anda yanımızda olmayan yakınlarımla da paylaşmayı istiyorum. Bu sayede annem ve babam da, özel anlarımızda sanki yanımızcalarmışçasına, sevincimizi paylaşıyor olacaklar.” Sanal gerçekliğin sosyal platformlar olarak gelişmesi ile birlikte, müşterilerin VR içeriğini kolayca oluşturup, paylaşması ve görüntülemeleri de sağlanıyor olacak. MWC, ilerleyen aylarda VR gözlükleri ile 360 derece kameraların kullanıcılar açısından mutlaka temin edilmesi gereken ürünler olacağını da göstermiş oldu.

Zuckerberg’in Gear VR hakkında konuşması:

Bugün bu denli populer hale gelen VR uygulamalarıyla ilk kez, Nintendo’nun piyasaya çıkardığı oyun konsolları sayesinde tanışmıştık. Daha gerçekçi VR uygulamalarını sunmak adına, duyulara da hitap edecek sistemler geliştirmek gerekiyor, bu nedenle gelişmiş VR gözlükleri oldukça önemli bir bariyeri ortadan kaldırmış oluyor. Samsung, katılımcılara yeni gözlükleri ile VR’ın cinema ve tiyatro deneyimini nasıl değiştireceğini test etme imkanı da sağladı.

Samsung gear VR theater with 4D at Barcelona for the MWC:

Samsung ayrıca, yakın zamanda satışa da sunacağını açıkladı Galaxy S7 ve S7 Edge telefonlarında Gear VR gözlükleri ücretsiz olarak vereceğini de duyurdu. LG de yeni G5 telefonu ile birlikte 360 VR gözlük ve kamerasını, diğer aksesuarlarıyla birlikte, tanıttı. Sony ve Nokia de ayrıca birer 360 derece kamera lanse etti.

“IoT” – Connecting Everything (her şeyin bağlı olması) çılgınlığı…

Cisco’nun öngörüsüne göre, 2020’ye kadar, bağlantılı cihazların dünya nüfüsunu geçeceği öngörülüyor. eMarketer’a göre ise bu yıl akıllı telefon kullanıcılarının sayısının 2 milyarı aşacağı tahmin ediliyor, 2018’e kadar da dünya çapında kullanıcıların 1/3’ünün akıllı telefonu olacak. Akıllı telefonların yaygınlaşması ile birlikte bağlantılı teknolojiler de artık her alana yayılmakta.

Bugün her anımızda yanımızda bulunan Internet’in hayatımıza girmesiyle birlikte belirli evrimlerine tanıklık ettik. Bugün, “nesnelerin interneti” (Internet of Things – IoT) olarak tanımlanan tüm cihazların birbirine ve internete bağlanabilir olması dönemini yaşamaktayız. Internete bağlanarak, “akıl kazanan” araba, bisiklet ve ev esyalarından sonra, şimdi de akıllı şehir planlamalarına başlanmış durumda. IoT’nin sağladığı değişime yönelik en güzel benzetmeyi birkaç sene önce yine MWC’de bir key-note sunumunda zamanın Ericsson CEO’su şu şekilde yapmıştı: “Eğer iki insan birbirine bağlanırsa, hayatları değişir; eğer her şey birbirine bağlanırsa dünya değişir” (If two people get connected their life changes, if everything connects, the life changes…).

Bununla birlikte, IoT uygulamaları ve odağı oldukça farkılaşmış durumda. IoT uygulamalarının, “yaşam tarzı” (connected life style) etkisi yaratması için bir takım fonksiyonlarını geliştirmesi gerekiyor. Apple’ın HomeKit uygulamasında olduğu gibi trend, ayrı ayrı çalışan bağlantılı cihazların, bu vizyonunu destekleyecek şekilde gruplanmasını ve bir platform mantığında yönetilebilmesini işaret etmekte. Samsung’un da akıllı ev üzerinde çalışmalar gerçekleştiren SmartThings firmasını satınalmasının altında çeşitli akıllı cihazları kendi ev otomasyon sistemine bağlama amacı yatıyor. Öte yandan, Alphabet’in Nest termostatı ve DropCam’i akıllı evleri Google ekosistemine bağlıyor. Tüm bu yeni oluşumlar ve servislerle akıllı cihazlar ve evler arasındaki bağı sağlamlaştırıyor, böylelikle de mobil cihazlara bağlılığımız daha da artıyor…

Amazon Echo’nun rakibi Otto.

https://www.facebook.com/ergi.sener/videos/10153240436692245/

IoT’nin beslediği “Big Data”:

IoT ile birlikte “big data” (büyük veri) kavramı da ön plana çıkıyor. Geniş kullanıcı kitlesine sahip kurum ya da uygulamaların, kullanıcılarının davranışlarını takip edip, anlamlandırmaları sonucunda, müşterileri ile daha yakın ve kişiselleştirilmiş bir iletişim sağlamaları; bu şekilde de müşterilerinin gözünde vazgeçilmez olmak adına önemli mesafe kaydetmeleri mümkün oluyor.

Özellikle big data üzerinden oldukça farklı katma değerli uygulamalar geliştirilmesi de mümkün olduğundan dolayı, büyük veriye sahip olan firmalar açısından da pek çok fırsat ortaya çıkmakta. Qualcomm Ventures tarafından desteklenmekte olan bir start-up, 10.000 taksi ile 20 milyonluk bir şehrin (Sao Paulo) “network qulity” sini (çekim kalitesini) ölçümleyebileceğini standındaki simulasyon ile sergiledi. Öte yandan, bir Sony iş ortağı Japonya’da gerçekleştirdiği bir çalışma ile yine taksi şoforlerinin uygulamaları ile yolların bozukluğunu raporlayarak belediyelere bildirdikleri uygulamayı tanıttı. Israil bazlı bir start-up da akıllı telefonların kameralarından yararlanarak en yakın park alanına, park yeri arayan kullanıcıları yönlendiren platformunu tanıttı.

Bunların dışında, son kullanıcıların uygulamalarına giren SDK lar ile de kullanıcının cihazında yüklediği ve kullandığı uygulamalar takip edilip, bu doğrultuda müşterinin daha yakından tanınması, profilinin çıkarılması amaçlanıyor. Beacon uygulamalarının bu sene geçen yıla nazaran düşüşte olduğu görüldü.

“Drone”lar ve kişisel robotlar:

Bu sene kongrede, pek çok standta hareket edebilen, iletişime geçebilen, ekranlı robotlar yer alıyordu. Hatta bu robotlardan biri (IBM’in robotu) bir tartışma programında bile yer aldı. Kontrol edilebilen kiosk şeklinde bir robot örneğini İspanyon operatör Telefonica ziyaretçilerine tanıttı ve farklı lokasyonlarda çalışan insanların bu robotlar yardımı ile görüntülü olarak konuştuğu, robotların çağrı merkezi hizmeti sağladığı farklı kullanım alanları doğrultusunda anlatıldı. Farklı tasarımlarda, kişisel robotları görmeye devam edeceğiz gibi görünüyor, zaten günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden olmaya başlayan, telefonlarımızda kullandığımız ya da bağlantılı bir cihaz olarak yanımızda bulundurduğumuz dijital sanal asistanlarımız bu anladaki çalışmaların altyapısını oluşturmaya çoktan başlamış durumda.

Kontrol edilebilir robot:

https://www.facebook.com/ergi.sener/videos/10153240189627245/

Ancak oldukça sempatik ve arkadaş canlısı görünen, operasyonel anlamda insanların yoğunluğunu ve görevlerini devralması beklenen bu robotlar bu hızla gelişmeye devam eder ve yapay zekaları kontrol edilemez, birbirleri ile de iletişime ve etkileşime geçmeye başlarlarsa, insanlığı tehdit etme olasılığı da bulunuyor. Yani bilim kurgu filmlerini yabana atmamakta yarar var. Bill Gates, Elon Musk, Stephen Hawking de bu endişeyi taşımakta ve ara ara dile getirmekteler. Bill Gates gerçekleştirdiği bir açıklamada endişesini dile getirmişti: “Süper zeka konusunda çok kaygılıyım. Önce makineler birçok alanda işimizi görecekler ama bu aşamada süper zeka seviyesinde olmayacaklar. Bunu iyi yönetirsek olumlu sonuçlar alırız. Ancak birkaç on yıl sonra makineler bize kaygı verecek kadar zeki olacaklar. Bu konuda Elon Musk’la diğerlerine katılıyorum ve insanların bundan neden kaygı duymadığını anlamıyorum.”

Robot ile röportaj:

Etkinlik devam ederken Google da, satın aldığı Boston Dynamics tarafından geliştirilen insansı robot Atlas’ın yeteneklerine yönelik bir video yayınlayarak bu alandaki çalışmalarındaki son noktayı paylaştı.

Atlas, The Next Generation:

İlginç drone uygulamalarından biri NXP firmasının tanıttığı drone lar ile motosiklet sürüşünü daha güvenli kılan uygulamaydı. Drone lar evcil hayvanları dolaştırma, küçük çocuklara snow board yaptırma gibi pek çok amaç için kullanılmaya devam edecek gibi görünüyor.

First Droneboarding:

Giyilebilir cihazlarda çeşit artıyor:

Strategy Analytics isimli araştırma firmasının raporlarına göre son çeyrekte, tarihte ilk defa akıllı saat satışları İsviçre saatlerini geçmiş durumda (akıllı saatler 200.000 kadar daha fazla dağıtılmış). Tahmin edileceği üzere akıllı saat pazarını Apple ve Samsung elinde bulunduruyor, pazarda yer alan akıllı saatlerin %80’i bu iki dev tarafından sağlanmakta.

IoT’nin bir uzantısı olan giyilebilir cihaz furyası, geçen sene olduğu gibi, bu sene de MWC’nin hot topic lerinden birini oluşturuyordu. MWC’de akıllı saatlerin yanında oldukça farklı giyilebilir cihazlar yer almaktaydı. Kurumsal kullanıma, çocuklara ya da sağlık uygulamalarına yönelik giyilebilir cihazların yanında kolye, t-shirt, mont, ayakkabı, yüzük ya da farklı nesnelerle oldukça enteresan, uygulamalar geliştirildiği görüldü. Giyilebilir cihazlarda moda vurgusunun da bu sene daha öne çıktığı görüldü. Pek çok ünlü moda firması akıllı saatlerini yeni tasarımlarında görücüye çıkardı.

Ödemelerde ticaretin interneti dönemi:

Açıkçası bu sene mobil ödeme açısından oldukça sönüktü. IoT’nin ödeme dünyasına daha da fazla etki etmeye başladığı görüldü. Ağa bağlanabilen her cihaz, üzerinden ticaret ve ödeme yapılabilir hale gelecek (every connected device will become a commerce device) vizyonunun gerçekleşmeye başladığı, hem MasterCard hem de Visa standlarında farklı uygulamalar ile desteklendi. Geçen sene Visa’nın tanıttığı “connected fridge” leri bu sene MasterCard sahiplenmişti, CES’de de bu alanda Samsung ile işbirliğini açıklayan MasterCard bu odağını, buzdolabının üzerindeki ekrandan kolay sipariş uygulaması ile tanıttı. Visa ise Honda ile gerçekleştirdiği uygulama ile arabadan siparişlerin nasıl verileceğini ve benzin istasyonunda arabadan inmeden kolay mobil ödeme uygulamalarını tanıttı. İki ödeme otoritesi de pek çok giyilebilir cihaza temassız ödeme özelliğini ekleyerek bu alanda ödemeyi basitleştiren çözümleri tanıttılar. Bunlar arasındaki en ilginçlerinden biri Visa standındaki montun kol ucunda yer alan temassız chip ile ödemelerin mont üzerinden yapılmasıydı. OTT ler, MWC’yi ödeme anlamında bu sene boş geçtiler. Geçen sene birbirleri ile yarışırcasına yeni ödeme servislerini duyuran Apple, Samsung ve Google, bu sene sadece “Pay” servislerinin yayılım planlarından bahsettiler. LG’de beklenen LG Pay lansmanını MWC gerçekleştirmedi.

Bu sene de operatörler ödeme yarışının gerisinde kaldılar. Türkiye’de de olduğu üzere, tüm dünyada operator tabanlı ödeme ya da cüzdan uygulamalarının düşüşte olduğu net bir şekilde gözlendi. Apple Pay ve Samsung Pay tarzı OEM Wallet lar ya da HCE (Host Card Emulation) çözümü ile bankaların cloud based mobile payment uygulamalarını kendi mobile bankacılık uygulamalarında gerçekleştirebilmeleri, MNO ların oyunun dışında kalmalarının ana sebebini oluşturuyor.

Yine de yeni nesil ödeme uygulamalarının arasında Apple Pay’in önde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu başarıda, Steve Jobs’un “noktaları birleştirmek” vizyonunun etkisini görüyoruz. Apple, önce iTunes üzerinden 800 milyon kredi kartı topladı. Ardından, Passbook’u lanse edip, ödemeye girmeden loyalty kartları, uçak biletlerini, kuponları mobil cüzdanda tutma ve kullandırma alışkanlığını kazandırdı. Sonra, donanımına ek bir özellik olarak touch ID’yi ekledi ve artık şifre girmeye gerek olmadan, biotmetrics ile müşteri “authentication”ı gerçekleştirilebilir dedi. Apple Pay, deneyim olarak tüm bu uygulamaları birleştiren eşsiz bir çözüm oldu. Güvenlik açısından da tokenization denilen yeni spesifikasyonlar doğrultusunda kart numarasının POS ile paylaşılmadığı bir yapı kurdu. Ayrıca, lansman sırasında önemli merchantlar ile işbirliği gerçekleştirildiğini ve ilk günden anlaşmalı merchantlarda Apple Pay’in kullanılabileceğini duyurdu.

Apple Pay:

Bu sene MWC’de bana göre en ilgi çekici ödeme uygulaması dijital, interaktif display ler üzerine ödemenin entegre edildiği yeni nesil vending makinalarıydı.

https://www.facebook.com/ergi.sener/videos/10153240575562245/

Ödeme alanında öne çıkan bir diğer trend de biometrics uygulamalarının ödemeye hızla entegre olmasıydı. Parmak izi, akıllı telefonlar açısından bir standart haline gelirken, MasterCard selfie payment olarak nitelendirdiği yüz tanıma ile ödeme uygulamasını tanıttı.

Akıllı telefonlardaki son durum ve şarj sorununa yönelik çözümler:

Yıllardır telefonlar daha akıllı hale gelip, ekran büyüklükleri artarken, şarj sorununa yönelik beklenen, somut gelişmeler tüketici seviyesine indirgenemedi. Geçen yıl, Ikea’nın yeni mobilyalarında, mobilyaların üzerinde hazır bulunan kablosuz şarj uniteleri oldukça ilgi uyandırmıştı.

IKEA’nın kablosuz şarj olan mobilyaları:

Bu yıl da pek çok noktada, hatta kongrenin de bir hizmeti olarak kablosuz şarj istasyonları görülmekteydi. Telefonların da kablosuz şarj desteği ile piyasaya sürülmesi ile, artık telefona ekstra herhangi bir aparat takmaya gerek kalmaksızın, direk kablosuz şarj ünitesinin üzerine konulması ile şarj yapılabilecek (tabi Apple yine bu protokolleri uygulamadığı için, iPhone ları kılıf benzeri bir cihaza takmak ve o şekilde şarjın üzerine bırakmak gerekiyor). Kablosuz şarj sistemlerinin yanında, bazı firmalar kablolu, ancak çok hızlı şarj edebilen sistemlerini de tanıttı. Özellikle Galaxy S6 serisinde kullanıcıları neredeyse isyan ettiren (ben de o kullanıcılardan biri olduğum için, gayet iyi biliyorum), şarj sorununa çözüm getirmek adına, Samsung, yeni Galaxy S7 telefonlarının birkaç milim daha kalın olmasını göze alarak bataryalarını büyüttü. S7 ler ayrıca suya dayanıklı ve mikro SD desteği ile piyasaya sunuldu. Kongrenin öne çıkan diğer cihaz lansmanlarından olan LG G5 de ilk akıllı moduler telefon olma özelliğini taşımakta. Bu telefonun alt bölümü çıkarak, istenen özelliğe göre özelleştirilebiliyor. Geçen yılın satış anlamında şampiyonlarından olan (%47 akıllı telefon satış artışı ile) Çinli üretici Huawei, bu sene şık tasarımlı akıllı saatleri ile ilgi çekti. HP de yeni akıllı telefonu Elite X3 modelini sundu. Bu telefon, Microsoft Windows 10’in Continuum özelliğinden faydalanarak, telefon ve PC kullanım senaryoları arasında çoklu ekran geçişlerine imkân tanınıyor. Akıllı telefonlarda bu sene öne çıkan özellikler 4K, gelişmiş kameralar, artan bataryalar, telefonların farklı aparatlar, özellikle de VR gözlükler ve 360 derece kameralar ile birlikte bir ürün ailesi olarak sunulmasıydı.

2016’nın 3 Cool Telefonu:

5G – Gelişmiş altyapı ihtiyacı:

GSMA, operator odaklı bir oluşum olduğu için MWC’nin değişmez konularından birini de altyapıya yönelik geliştirmeler oluşturuyor. Bu sene özellikle 5G altyapısına yönelik çalışmalar öne çıktı. Tabi, 4.5 G diye bir şey hiçbir yerde konuşulmadı… Tüketicilerin, bağlantılı müşteriler haline gelmesi ve her zaman akıllı telefonları ve gelişen IoT uygulamaları ile birlikte yeni akıllı bağlantılı oyuncaklarına ve cihazlarına sürekli bağlı olma ihtiyacı, altyapının da sürekli ve artan bir şekilde güçlü olması ihtiyacını ortaya çıkarıyor. 2020’de standartlaşması beklenen 5G, yüksek hızda ve yüksek kalitede network ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olarak test edilmeye başlanmış durumda.

Embedded (Gömülü) SIM girişimi:

Artık, cihazınızı network e bağlamak için bir SIM kart almaktansa, SIM kartınız yeni aldığınız cihazların bir parçası olarak geliyor olacak ve cihazınız üzerinden istediğiniz operatörü seçiyor olacaksınız. Samsung’un Galaxy S2 Gear saatlarinde başlattığı bu uygulama, GSMA tarafından da bir odak grubu olarak özellikle IoT destekli cihazlarda kullanılmak üzere çalışmalarını sürdürmekte.

Yeni mobil teknolojilerin bir kısmı kulağa oldukça uçuk ve fütüristik geliyor olabilir. Açıkçası, ben de VR’ın bu denli hızlı hayatımıza gireceğini düşünmüyordum. Umarım, tüm bu yeni teknolojiler insanların hayatını kolaylaştırıp, bir uzantılarıymışçasına sahiplenip kullanabilecekleri şekilde; doğaya, insanlığa zarar vermeden ve hayatı güzelleştirecek biçimde gelişir. Bir arkadaşımın VR’a yönelik paylaştığı üzere, “bu dünyanın çirkinliklerinden, kötülüklerinden uzak, yeni bir dünya yaratırlarsa, ne kadar komik göründüğü önemli değil, ben böyle gözlükleri takıp gezerim”…

Görsel kaynak: digitaltrends.com