Giyilebilir teknoloji denince akla gelen ilk ürünlerden biri Google Glass. Uzun bir süre gündemde olan ürün şimdi de Explorer Programının kapatılmasıyla tekrar konuşuluyor. Bu çoğu kişi tarafından ürünün rafa kaldırıldığı görüşüne kapılmasına sebep olurken, Glass yakın zamanda tekrar hayatımızda olacak. Peki Glass çıktığı günden beri neler yaşadı, ve de ben Glass ile neler yaşadım…

İlk olarak 2012 yılının Nisan ayında Project Glass adıyla ve “We think technology should work for you — to be there when you need it and get out of your way when you don’t.” mottosuyla sunulan Glass aynı yıl içerisinde Sergei Brin tarafından TED konuşmasında tanıtıldı ve TIME dergisi tarafından yılın icadı seçildi. Aynı dönem içerisinde ünlü modacı Diane Von Furstenberg ile işbirliği yaparak da, New York Moda Haftası’nda gösterildi ve Google Glass ile ilk bakış açısı videosu çekildi.

2013 yılına gelindiğinde #ifIhadglass hashtagiyle tweet ya da Google Plus hesabından post atan kişilerden sadece 8.000 kişiye Google Glass verileceği Şubat ayında duyuruldu. Yalnız başvuracak kişilerin 18 yaşından büyük ve Amerika’da yaşıyor olması şartlar arasındaydı. Nisan ayının ortasına gelindiğinde de Glass yavaş yavaş sahipleriyle buluşmaya başladı. Bu dönem içerisinde Google, kullanıcılardan feedback toplayarak ürünü geliştirmeye çalışıyordu. Tabii ürün ile çekilen videolar ve fotoğraflar da hızlı bir şekilde yayılıyordu.

Glass’a Verilen Tepkiler

Ürün, bakış açısını kaydettiğinden dolayı belli bir kesim tarafından mahremiyete zarar verdiği gerekçesiyle olumsuz tepkiler aldı. Bu sebepten bazı barlarda, kafelerde ve sinemalarda Glass kullanımı yasaklandı. Hatta Glass ile araba kullanan sürücülerden biri trafik cezası aldı; sonrasında mahkeme tarafından iptal edildi. Bu gelişmelerle günlük hayatta kullanımı tartışılan bir ürün konumuna geldi. Bu süreçte çıkış tarihi de sürekli erteleniyordu.

glass-ceza-scan

Bunların dışında olumlu tepkiler aldığı alanlar da oldu. Doktorlar, gazeteciler, öğretmenler ve çeşitli lojistik firmaları tarafından Glass kullanılmaya başlandı ve bakış açısını kaydetme özelliğiyle birlikte, artırılmış gerçeklik teknolojisi üzerine kurulmuş olan uygulamalarla faydalı bir ürün konumuna geldi. Google da bu gelişmeleri takip ederek “Glass At Work” adında bir program başlattı.

Glass At Work Programı

Glass at Work programında toplamda 10 şirket yer alıyor ve bu şirketlerin çoğu sağlık sektörüne odaklanmış durumda. Genellikle Glass ile canlı yayını mümkün kılan yazılımları geliştiren bu şirketlerden şu an en bilineni ise Augmedix adındaki firma. Augmedix’in çalışmaları da sağlık alanında ve kısa zamanda 23 milyon dolarlık bir fon toplama başarısı yakaladı. 10 şirket arasında müzeler ve lojistik firmaları için uygulama geliştirenler de mevcut.

Ürünün Google X Laboratuarından Mezun Olması

15 Ocak tarihinde yayınlanan haberle Glass projesinin başına Nest’in kurucusu Tony Fadell geçiyor ve ürün kendi tabirleriyle X laboratuvarından mezun oldu. Böylelikle Explorer Programı da sonlandırıldı. Yalnız bu gelişme Google Glass’ın piyasadan kalktığı anlamına gelmiyor. Google tarafından yayınlanan duyuruda, ürünün tekrar piyasaya çıkacağı ama net bir tarihin olmadığı paylaşılmış. Anlayacağınız üzere Google Glass devri kapanmadı ve yeni modellerle karşımızda olacak.

1 Senelik Google Glass Deneyimlerim

Google Glass’ın çıkış stratejisi çok ilgi çekiciydi ve sadece 8.000 kişiye verilmesi merak uyandırdı. Ürüne erişim kısıtlı olduğundan 8.000 kişi bir anda popüler oldu ve insanlar bu kişilere ulaşmak istediler. Ürün Explorer diye tabir edilen kişilerin hayatında çok fazla bir değişikliğe sebep olmadı ama insanlar kullanıcıları dünyanın her yerinde parmakla gösterdiklerinden bu ilgi hoşlarına gitti. Bir anda ürünün marka elçisi konumuna geldiler ve bunu bir ücret karşılığı yapmıyorlardı. Bundan güzel bir pazarlama yolu olabilir mi :) Her iki taraf için de kazan-kazan!

Resmi satışa geçene kadar ürün temini davetiye yoluyla ilerledi, yalnız ürünün fiyatının yüksekliği ve sadece Amerikan ve belli bir zaman sonra İngiliz vatandaşlarının satın alabiliyor olması erişilebilirliğini kısıtladı. Buna rağmen ürün bir şekilde Amerika’da adres gösterilerek, Amerika dışında yaşayan kişiler tarafından da satın alınabiliyordu. Ben de bu modelle Glass’a eriştim ve 20 gün boyunca sokakta Glass’ı denedim. 1 sene boyunca da yaklaşık 1.000 kişinin deneyimini gözlemledim.

Bu süreçte Glass’ı bilenler tarafından büyük bir ilgiyle karşılaşmadım desem yalan söylemiş olurum. Ama çocukların gösterdiği ilgi beni de şaşırtmıştı. Önümü kesip durduranlar, fotoğraf çekmek isteyenler, nasıl aldığımı öğrenenler… Buradan aslında ürünün sokakta kullanılması için daha 5-10 senesi olduğunu rahatlıkla anlayabiliyoruz. Yeni jenerasyon bu tarz ürünlerle çok ilgili ve hayatlarında yer verebilirler. Yetişkinler gözümde sorun olduğunu, onları çıplak gördüğümü düşünüyorken; çocuklar ürüne A’dan Z’ye hakimler.

20 günlük süreçte Glass’ın günlük hayatımda neyi kolaylaştırdığını söylesem; telefonumu çıkarmadan fotoğraf ve video çekimi ile telefon görüşmesi yapabilmem derim. Tabii burada benim bilgisayar başı yapıyor olmam da etkili. İnternete bağlı olduğunuz durumlarda mailiniz Glass’a düşüyor ama Glass sesli okuma fonksiyonunu Türkçe desteği olmadığından yapamıyor. Ya da maile sesli olarak cevap da veremiyorsunuz. Çoğu özelliğini sokakta gezerken kullanamıyorsunuz ve kullanmak için de telefonunuzun internet paketini kullanmanız gerekiyor.

Tabii bir de gözlük takmayan birinin Google Glass’a alışma süreci var. Ben normalde gözlük takmadığımdan, belli bir süre sonunda Glass’ı takma gereksinimi duymadım. Bunun sebepleri arasında her gün Google Glass’ı takmama sebep olacak bir uygulamanın bulunmamasının en büyük payı aldığını düşünüyorum.

Giyilebilir teknolojiler hala en popüler konulardan biri ve sebeple her alanda yeni bir ürün ile karşılaşmaya devam ediyoruz. Edindiğim deneyime göre yeni bir device çıkarken ürün konumlandırması, startup’larda bulunan MVP mantığıyla aynı olmalı ve ürün çıkarıldığında herkese hitap etmektense; belli bir alana odaklanılmalı. Google Glass’ı geniş bir kitleye deneterek pazarlama ve tanıtımı yapmak yerine; gazeteciler ve doktorlar gibi spesifik kitleler tarafından kullanılacak bir ürün olarak aktarılsaydı, ürün bu tepkileri almayabilirdi ve o sektörlerde yaygın kullanımlara ulaşmaya başlayabilirdi. Bu durumun sonunda, diğer sektörlerde Glass’ı kullanmanın yollarını arayabilirdi. Böyle olmayınca ürün belli bir süre sonunda kullanıcıları tarafından rafa kaldırılıyor ve beklenen ilgiyi görmüyor. Öncelikle amaç hedef kitleyi belirlemek olmalı ve o kitleye yönelik ürün geliştirilmeli. Şu an Google gibi bir markanın bunu deneyecek bir bütçesi olduğundan, onlar için sıkıntı yaratmayabilir ama deneyemeyecek olan çok sayıda marka için bu yol daha doğru olacaktır.

Ülkemizde geliştirilen giyilebilir teknolojiler için de durum aynı aslında. Öncelik, ürünün kimlere hitap edeceği ve onların hayatında yaratacağı değişiklik olmalı. O hedef kitle belirlendikten sonra, o alanda ürün hakkındaki feedback’lere göre ürün geliştirilmesi devam edilip, ürünün yayılmasına odaklanmalı.

Sonuç olarak Google Glass başta olmak üzere akıllı gözlükler, öncelikle belli alanlarda çalışan kişilerin hayatını kolaylaştırma potansiyeline sahip. Glass’ın yeni çıkaracağı ürünün sektör odaklı olacağını düşünüyorum ve o sektörde çalışan kişilere sağlayacağı faydalarla ses getirmesini bekliyorum. İnsanların yavaş yavaş ürüne alışması ve hayatımızı değiştirecek uygulamaların bulunmasıyla; akıllı gözlükler günlük yaşantımıza dahil olabilir ama gelişen teknoloji ile bunun gözlük mü, yoksa Black Mirrordaki gibi lens mi olacağını bekleyip göreceğiz…

Görsel Kaynak: wired.com

İlk Sen Öğren!

En son gelişmeler, etkinlikler, ürün deneme günleri ve kapsamlı listeler...

Söz veriyoruz, seni rahatsız etmeyeceğiz!